10 Nisan 2012

Ruhsal Boşalma: Ağlamak

Ağlamak, ruhun tozlu sokaklarını bazen hafif bazen de sağanak yağmurlarla temizleyen evrensel bir dildir. Gülmek kadar doğal bir dışa vurum eylemidir. Ağızdan  dökülecek  kelimeler yerine  , gözden  damlaların dökülmesidir. Bu yüzdendir ki yeni doğan bebekler, konuşamadan önce  ağlar.

Doğumla beraber hayatınıza girer ağlamak.  Siz dünyadan ayrılırken de  geridekilere miras olarak kalır. Mirasa konanlarda mirası har vurup harman savurur. Seven de ağlar, ayrılan da. Mahkum olan da ağlar, serbest kalan da. Hz.Yakub’un Hz.Yusuf’a özleminin ifadesidir ağlamak. Sessiz bir çığlıktır. Ruhun hem inceliğini hem de inceldiğini  gösterir.

Kanayan bedenden cerahatin boşalması gibi ruha sükûnet verir.  Vefalı bir dost gibi, kederli ve mutlu günlerimizde sizi yalnız bırakmaz. Ağlamak, yüreğinizin okyanuslarla kaplı olduğunu, bu okyanus kaplı yüreğin depremler  yaşayıp tsunamice taşmasının bir işaretidir. Üzüntülerin, çaresizliklerin ve öfkenin sebep olabileceği bu eylem, içinizdeki yoğunluğu dışarı çıkarır.  A. Korkmaz ‘’ Gözyaşları vicdanın itfaiyesidir. Ruh yangınlarını ancak gözyaşları söndürebilir ‘’ der

Ağlamak, her seferinde farklı rotaların kullanıldığı bir gözyaşı yolculuğudur. Bu yolculuk kimi zaman uzun ve gürültülü, kimi zaman kısa, sessiz ve derindendir Kalpleri örten toprağın ve gözleri bulandıran tozların üzerine yağan yağmurdur ağlamak. Yağmadan önce ruhunuzu sıkar, sizi kara  kara düşüncelere iter. Bittiğinde ise mis gibi toprak kokusuyla ruhunuza ferahlık verir.  Bu ferahlık kadın erkek herkes için gerekli, içten gelen  bir güzelliktir.  Erkek adam ağlamaz diyenler , ‘’adam gibi adam’’ olanların ağlayacağını bilmelidirler. Sözlerin efendisi ‘’''Ağlayın, eğer ağlayamıyorsanız ağlamış gibi hüzünlenin’’ der. Bir Peygamber ağlıyorsa bizlerin ağlamasının ne sakıncası  olabilir ki ?

Beyitsiz ve  kıtasız, damlalardan oluşan sözsüz bir şiirdir ağlamak. Kelimeler yerine, yanaklardan süzülen damlalar kullanılır. Her satırında bir savaş verilir. Bu savaşta  teniniz çizilirse kan akar, ruhunuz çizilirse gözyaşı. Bu gözyaşının damla damla yanaklara sızması,  şebnem olup yüreklere düşmesidir   ağlamak. Bir kızılderili atasözünde söyle denilir ‘’ Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz ‘’Bu yüzden ağlamak, gökkuşağı  görme hevesindekilerin dinmez bilmez yağmurudur.

Ağlamak bazen samimiyet bazen gösteriş içindir. ‘’Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar’’ atasözü boşa söylenmemiştir. Gerçeği saklamak amacıyla da ağlayanlar olabilir.  Kur’an da Yusuf’un kardeşlerinin babalarına ağlayarak gelmesi sahte gözyaşlarının geçmişini gösterir. Timsah gözyaşları deyimi bile gerçeklere dayanır. Timsah, avını yemek için kocaman ağzını açtığı zaman bu ağız hareketi gözlerine öylesine bir baskı yapar ki timsahın gözyaşı dışarı akar. Her ne kadar sahte gözyaşı dense de etkisi çok büyüktür ağlamanın. Ağlayan bir çocuk, dünyanın diğer  bir ucundaki insanların bile şefkat duygularını  öyle bir harekete geçirir ki, sonu düşünülemez.

Her insan farklı ağlar. Her ne kadar gözlerin renkleri farklı olsa da akan gözyaşı tek renktir. Ağlamak sadece zayıflığın bir göstergesi değildir. Bilakis ağlamak, taş kalpli olmamayı,  insani erdemleri diri tutmayı anlatır. Sahi siz, en son ne zaman ağlamıştınız?

Aydın UZKAN

4 yorum:

  1. ruhsal boşalma mı :) sevdim bu tabiri. sık sık ağlarım bu arada..teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. ağlamak ruhu temizler.etkileyici bi yazı olmus.kutlarım

    YanıtlaSil
  3. ağlamanın insana kazandırdıklarını insanlar biselerdi çok ağlar az gülerlerdi

    YanıtlaSil