08 Ağustos 2016

Yüksek ve Sürekli Motivasyon Nasıl Sağlanır?

Bizi hayatta mutlu edecek ve mutlu olmanın yanında başarılı kılacak en önemli unsur iyi bir motivasyondur. Sürekli motivasyonun yüksek motivasyondan daha etkili olduğunu düşünüyorum. Zira yüksek motivasyon mükemmel bir film izledikten sonra dünyayı kurtarma çabasına girip bir müddet sonra her şeyin normale dönmesine benzer. Önemli olan bu motivasyonun sürekli olmasıdır. Peki yüksek ve sürekli motivasyon için neler yapabiliriz?

Hedeflerinizi Belirleyin
Yüksek ve sürekli motivasyonun, başarıya ulaşmanın temel taşı hedef belirlemektir. Asırlardır söylenegelmiştir. Rotası olmayan gemi hedefe olaşamaz. Hedef konusunda söylenebilecek net ve öz bir ifade ise şudur: Hedeflerin uykularını kaçırmıyorsa, o bir hedef değildir. Eğer gerçekten ulaşmayı arzu ettiğiniz bir hedefiniz varsa bu sizin motivasyonunuzu sürekli hale getirecektir.

Başarılı İnsanları Örnek Alın
Kendinize başarılı bir model insan seçin ve onun hayatını detaylı bir şeklide inceleyin. Yaşam tarzını, başarı sırlarını, mücadelesini, düşünce yapısını hatta özel yaşamına kadar; ne yapardı, zamanını neye harcardı, ne severdi gibi detaylara kadar öğrenin ve bunu hayatınızda uygulamaya çalışın. Eğer model belirlediğiniz insan hayatta ise onu adım adım takip edin ve iletişim kurmaya çalışın. Tüm bunlar sizi daha motive edecektir.

07 Ağustos 2016

Deeksha Nedir?

Beynimizin sağ lobu gelecekle sol lobu ise geçmişle ilintilidir. Sürekli geçmiş ve gelecek ile savaşmak zorunda kalan zihin, anda kalmayı bir türlü başaramaz. Oneness blessing (deeksha) denilen ilahi enerji aktarımı, şimdiki anda kalma sürecini hızlandırır. İlahi dokunuş, daha yüksek bir bilinç haline giden yola uyumlayan bir enerji bağlantısıdır. Sağ ve sol beyin loblarının dengeye gelmesini sağlayan ilahi bir şifa ve enerji kaynağıdır. Hindistan ın Avatarı olarak bilinen , SRi Amma Bhagavan ın kurucusu olduğu bu denge şifası tüm sinir hücrelerine etki eder. Huzur, güven, sağlık ve içsel huzuru kişiye sağlar. Hem aydınlanma hem şifa hem de amaçlanan hedefe ulaşma için kullanılır. Ben şifa için kullandım. Şimdi hiç ilaç kullanmadan tek bir ağrı kesici dahi kullanmadan vitamin takviyesine dahi ihtiyaç duymadan , sağlıklı bir yaşam sürdürüyorum. Kişinin öncelikli ihtiyacı neyse ona cevap veren bir şifa tekniğidir.

Burcu Adal Köse (Aynadaki Ben)

06 Ağustos 2016

Aynadaki Ben

Burcu Adal Köse, ilk kitabi olan Aynadaki Ben de kendisiyle ilintili yüzleşmeleri anlatmaktadır. Yüzleşmeleri yazarken ,zihin beden ilişkisine de detaylı bir şekilde yer vermektedir. Bilinç ile bilinçaltı farkındalığını konu alan Burcu Adal Köse egonun yani zihnin herşey olduğunu, egoya yön verebilirsek eğer bilinçaltı ile bilincin dengeye gelebileceğini makaleler şeklinde dile getirir. Alkolün bir yanılgı olduguna da değinen Burcu Adal Köse bedenimizin bize bahşedilmiş en değerli armağan olduğunu üstüne basa basa yineler. Optimist bir bakış açısıyla, yaşamın daha da olumlu aktığını ve olumlu hale dönüştüğünü ifade ederken Adal Köse, oneness blessing (deeksha) diye tabir edilen ilahi enerji aktarımının, beyinde nörobiyolojik değişimler gerçekleştirilinebileciğini kendi deneyimleriyle anlatır. Aynı zamanda Burcu Adal Köse bir deeksha uygulayıcıdır.

05 Ağustos 2016

Sabahları Neden Yorgun Uyanıyoruz?

Bazen olur ki sabah kalktığımızda her yerimiz ağrıyarak yorgun argın uyanırız. Halbuki yeterince de uyumuşuzdur. Buna rağmen hiç dinlenemediğimizi hatta daha da yorgun olduğumuzu görürüz.

Bu duruma birçok sebep olabilir. Bunlardan biri yatmadan önce geç saatte yemek yemektir. Beyin 24 saat uyumaz ve sürekli çalışır. Siz uyuduğunuzda beyin ikinci mesaisine başlar. İkinci mesaide beyin vücudu dinlendirme ve yenileme çalışmalarına başlar. Hücreleri yeniler. Sabaha kadar bu işlem devam eder. Eğer siz dolu bir mide ile yatarsanız beynin ilk işlevi vücudu dinlendirme çabası olmayacaktır. Önce midenin yediklerinizi eritmesi gerekir. Bu yüzden beyin önceliğini bu işe verir ve sindirim çalışmalarına odaklanır. Hele bir de tıka basa yemişseniz bu sindirim işlemi tüm gece sürebilir. Ancak bu işlem bittikten sonra beyin asıl gece mesaisi olan dinlenme ve yenileme çalışmalarına başlayacaktır. Tabi zaman kalırsa. Bu sırada sabah olmuştur ve siz uyanmışsınızdır. Dolayısıyla dinlenmemiş olarak yorgun kalkarsınız.

03 Ağustos 2016

Dikkat! Günde 6 Saatten Daha Fazla Oturursanız...

Araştırmaya göre bir günde 6 saatten fazla oturan kadınların diğer kadınlara göre ölüm oranının yüzde 40 daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Amerikan Kanser Derneği tarafından yapılan 14 yıllık araştırmanın sonuçlarına göre, her gün altı ya da daha fazla saat oturan erkeklerin üç saat ya da daha az oturan erkeklere göre genel ölüm oranı neredeyse yüzde 20 daha yüksek. Günde altı saatten fazla oturan kadınların diğer kadınlara göre ölüm oranıysa neredeyse yüzde 40 daha fazla.

Günlük oturma sürenizi dikkate alın

Oturma süresinin uzunluğu ve fiziksel aktivite azlığına bağlı en sık rastlanan ölüm sebepleri ise obezite, kolon kanseri, menopoz sonrası göğüs kanseri de aralarında olmak üzere bazı kanser çeşitleri, inme, diyabet ve kalp-damar hastalıkları... Oturarak harcanan vakit ve fiziksel aktivite ilişkisi kanserden çok kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerde kendini gösteriyor. Günlük oturma süresi hem kadın hem erkeklerde kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini artırırken kansere bağlı ölüm riskini sadece kadınlarda arttırıyor.

01 Ağustos 2016

Harman / Yavuz Bülent Bakiler


https://netlioo.com/r/gkozi

Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar,
Sen bir başka türlüydün.
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi.
Gözlerin gözlerimde erimekteydi.
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun.
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun... ağlıyordun...


"Yavuz Bülent Bâkiler, sözün ressamıdır."
-Sâbir Rüstemhanlı-

"Yavuz Bülent Bâkiler'in şiiri, zengin muhtevası olan bir "yaşantı" şiiridir. Ondan dile gelen bize has acı, sade, samimi gerçeklerdir. Onu okurken, biz Anadolu'yu yeniden içimizde hissediyor, ona acıyor ve üzülüyoruz."
-Prof. Dr. Mehmet Kaplan-

https://netlioo.com/r/gkozi

27 Temmuz 2016

Önce Unutan Kazanır

https://netlioo.com/r/gkosb
Emine Saraçoğlu bu romanında, Önce Unutan Kazanır, derken, insanın iyileşmesi güç olan derin acılarından ancak unutmak yoluyla kurtulabileceğini kasteder. Sözü aslında romanın kahramanı Beysin'edir. Kaldı ki ona böyle bir girizgâh yaparak umut telkin etmeye çalışır. Ama zaten Beysin, deyim yerindeyse yaşamı boyunca çektiği tüm acıları kendine harç etmiş bir insandır. Onu elbette ki öyle kıtipiyoz sebeplerle yıkıp devirecek bir etken değildir hayat. Ancak başına gelen o son kaybı onun böyle bir umut aşısına bal gibi de ihtiyacı olduğunu gösterir. Çünkü hayatına anlam katan tek varlığın birdenbire ebedi göçünü, yokluğunu yaşar.

Önce Unutan Kazanır, Emine Saraçoğlu'nun Beysin ile birlikte büyütüp geliştirdiği ve daha çok vitalist bir yaklaşımla yazdığı son romanıdır. Gerçekten de iyi kötü yaşama dair pek çok şeyi örneklemlediği ölçüde bu romanda bulmak mümkündür.

26 Temmuz 2016

Güzellik Suçları (Emine Saraçoğlu)


https://netlioo.com/r/gkorm

Gözü gönlüne, gönlü tüm insanlığa bakmasını bilen güzeller güzeli bir hülyalı İstanbul kızıdır Neslişah. Resim yapmak gibi sanatsal bir yeteneğin de malikidir aynı zamanda. Neslişah, üniversite dahil tüm eğitimini zekasını da katarak ailesinin sınırsızca sunduğu geniş olanaklar içerisinde tamamlar. Ancak her zaman ve her herde olduğu gibi bu ailenin genel yapısında da birtakım ananeler söz konusudur. İşte, ilmeklerini sımsıkı atarak örgüleyen ananelerin buradaki kurbanı da Neslişah'tır. Neslişah, içinde doğup büyüdüğü alanın serbestçe hareket etmesine izin vermediğini ancak başına gelen türlü olaylar neticesinde anlar. Fakat artık kayda değer sayılacak kadar gecikmiştir hayata. Neslişah işte o noktadan kalkarak tekrar kolları sıvar ve iş kadınlığının yanı sıra istemeden yapmış olduğu evliğini de yürütmeye çalışır. Olayların birbirini zincirleme olarak takip ettiği yaşamı içerisinde anbean boğulmakta iken bir gün tüm görünmez silahlarını kuşanır ve hemen herkese, ve her şeye karşı savaş duruşunu alır. Ta ki yeni bir dönüm noktasına ulaşana dek...

25 Temmuz 2016

ŞİMDİLİK KADIN (Emine Saraçoğlu)


https://netlioo.com/r/gkoqs

Şimdilik Kadın adlı romanın başkarakteri Lerzan, Emine Saraçoğlu'nun casus kalemiyle yazılmış, yazıldıkça da delik deşik deşifre edilmiş arafta sallanaduran sivrilmiş bir kişiliktir. Yarınları meçhul bir bedene sahip olan Lerzan'ın günbegün cinselliğini kovalayıp durmuştur Emine Saraçoğlu bu kitabında. Lerzan'ın, tam bir kadın bedenine sahip olduğu halde hem kadınsıdır davranışları hem de alabildiğine erkeksi. O aynı zamanda hem bir ateştir yakıcı, hem de bir su kadar serinletici; hem bir havadır sisli puslu, hem de bir karatoprak misali yutucu. Aslında tartışmasız bir kadındır Lerzan. Ancak sorulduğunda verdiği tek yanıt, hep bir erkek olduğu düzlemi üzerindedir.

Romanda olaylar sürgit devcileyin bir sahada geçer. Karakterler ise adeta cirit atarlar bu sınırsız sandıkları engebelerle dolu sahada. Ve doğaldır ki insanın plastisitesine duyduğu güveni yine de göz ardı etmez yazar karaketerleri oluştururken. Bir de geleneği değil, gelenekçiliği tümden reddeder anlatımı boyunca. Şimdilik Kadın, tam anlamıyla sargılar altındaki iyileşmesi pek de mümkün gözükmeyen toplumsal bir yaranın romanıdır. Aşılması zaman alacak sorunlar varsa da, sanki yok gibi gösterilir. Tedavi edici unsurların hiçbiri de kullanılmaz olaylar örgüsünde. Gözün gözü görmediği kurşuni bir toz bulutu içerisinde çırpınırlar çünkü karakterler.