11 Mayıs 2016

Yaz Mevsimi Doğa Ananın Bereketin Haşata Dönüştüğü Zaman Dilimidir

(Sahi, Doğanın Ayrıntılarından Ders Alabiliyor muyuz?)

Yaz, hayatımızda sıcakların azdığı, bir o kadar da bereket sağma mevsimidir. Bu mevsimdeki bereket ve hasat eylüle kadar sarkar. Ayrıca bu mevsim kent hayatının sıkıcı, bunaltıcı havasından kurtulmak için insanların, doğayla bütünleştiği bir zaman dilimidir. Doğa ormanı, suyu, havası, çiçeği, kuşu, börtü böceği ile sağlık, huzur ve hayattır. Bu mevsimler olmasa, hayatın biteviye değişimsizliğiyle oluşan dayanılmaz monotonluk çekilir miydi? Bilemem... Mevsimler, kendi içinde olduğu kadar canlıların da yenilenme, değişim ve gelişiminin itici gücü diye düşünürüm, hep. Çünkü mevsimler, yeni beklentilere, umutlara taşır ve de hayata bağlar bizi. Değil mi?

Ne zaman doğayla kucaklaşsam, dinginliği yakalarım. Doğanın ayrıntılarındaki albeniye kaptırırım kendimi. Yakından uzağa ilgi alanlarımda uzun bir yolculuğa çıkarım. Beynimde oluşan birçok sorular yanıt için sıraya girer sanki...



Yanı başımda akan bir derenin şırıltısı, biraz ötede bir baraj gölü, ova ve dağlar, sonra ufuk. Bundan sonrası hayalde devam eden uzun bir yolculuk... Sonsuz mavi, yıldızlar, gezegenler, güneş sistemine dönük ön bilgiler bir sinema filmi gibi belleğimin ekranına yansır. Ya ötesi? Gizler âlemi... Aklımı, mantığımı ne kadar zorlasam, o gizin çözümünde acze düştüğümü anlarım. Metafizik ötesinin başında, kâinatın yüce Yaratıcısı'nın gücü önünde eriyip yok olurum. O yüce Yaradan'ın kudreti karşısında beynim durur, duygularım hayranlığımın doruğunda gezinip düşler kurar.

Çok geçmez, bu düşünsel ve duygusal derinlikteki bilinmeyenlerden sıyrılır, kendi gerçeğime döner, yakın çevremi algılama gereği duyarım. Çok küçük ayrıntılar da bile insanı mutlu eden güzellikler, ilgi alanıma giriverir. Doğanın bu uyumlu düzeninden alacağımız nice dersler olduğunu düşünürüm.

İşte yanı başımda bir karınca yuvası, gözlem ve ilgi alanıma girdi bile. Karıncalar hakkındaki ön bilgilerimi anımsamağa başladım. Okul sıralarında öğrendiklerim, birer- birer taşındı belleğime.

Ama onları gözleyerek karınca dünyasını tanımak, ayrıcalıklı bir bilgilenme olsa gerek. Burada duygular da işin içine karışınca, karınca dünyasının ilginçliği artıyor, herhalde. Gözleyerek, yaşayarak, düşünerek daha kalıcı ve gerçek bilgiler edinme olanağını yakalıyor insan. Bu yöntem bir o kadar da sorgulama ve yorumlamaya götürüyor kişiyi. Hele konu karıncalar olunca bu işlerlik daha da artıyor. Karıncalar toplumsal iş bölümüne bağlı, dayanışma ve gelecek sorumluluğu taşıyan iki yaratıktan biri, diğerinin ise bal arılan olduğunu biliriz.

Tam ikindi serinliliği. Karınca yuvasında hareketlenme hızlandı. Binlerce karınca. Ne de minik, sevimli ve hareketli yaratıklar bunlar. Gözümü onlardan ayıramıyorum bir türlü. Yüzlercesi yuvadan çıkarken, bir o kadan giriyordu. Dikkat çeken fark, çıkanlar boş, dönenler yüklüydü.

Yuvadan her yöne, yuvaya yaklaştıkça genişleyen ince, uzun yollar vardı. Karınca trafiği hep bu yollarda düzenli ve disiplinliydi. Gidenlerle -dönenler yolun ayrı şeridini kullanıyorlardı. Dönüş şeridini kullananlar yuvaya yiyecek taşıyorlardı. Kimi karıncaların taşıdığı kendinden birkaç misli büyüktü. İlgimi çekti, izlemeye aldım birini. Yükü bazen sağa, sola takılıyor, pozisyon değiştiriyor, başka bir yönünden yakalayıp yoluna devam ediyordu. Yük takıldıkça bu tür pozisyon değişikliğiyle kurtarıyordu kendini, pes etmeden. Çaresiz kaldığı zaman ise başka birini yardıma çağırıyor, engelli alanda güç birliği yapıyorlardı. Yuvadan içeri dalarken başarmanın heyecanıyla hızlanıyorlar, boş kanncalar özenle onlara yol veriyorlardı.

Binlerce karınca trafiğinde kendi hatalarına dayalı hiçbir kaza görmedim. Çünkü orada trafik canavan yoktu. Aman Allah'ım, bu ne ibret verici bir görüntüydü. Bu işbölümü, dayanışma, düzen, disiplin ve sorumluluk donanımı neden insanlarda bu denli özenli değil diye hayıflandım, durdum...

İnsanoğlu kendini algılamada gösterdiği duyarlılığı, birbirine zarar vermemede de gösterebilseydi ne iyi olurdu değil mi? Kanncalar kadar bile toplumsallığa özen gösterememek insanoğlunun önemli bir ayıbı olmalı diye geçirdim içimden, bunca trafik kazaları ve can kaybmı anımsayarak.

Karıncalardan esinlenerek kendi kendime sorular yönelttim, yanıtlar üretmeye çalıştım. Özellikle trafik konusunda olumlu bir yanıt bulamadım doğrusu.

O gün kendimi kişisel ve toplumsal bazda sorgulayıp durdum: "Karıncadan ibret al, yazdan kışa hazırlan."Atasözünü kendimce değiştirerek, kanncadan ibret al, trafik canavanndan kurtul, dileği geçti hep içimden..

Mustafa OKUMUŞ

Mevsimler Dergisi 3. Sayısından
Dergiyi Ücretsiz Okumak İçin:
www.mevsimler.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder