19 Kasım 2016

Bir Mutsuzluk Senfonisi

Bir masal gibiyiz. Sanki dünyanın bir ucunda var olmuş mutsuzlar ülkesiyiz. Bir şikâyettir gidiyor. Her gün her köşeden bir çığlık yükseliyor. Bir mutsuzluk senfonisidir çalmıyor güzel ülkemizde. Fıkralara bile gülemeyen, altında bir bit yeniği arayan, şikâyet etmeyi alışkanlık haline getiren karamsar insanlarımız gün geçtikçe çoğalıyor.

Bugün güzel ülkemin o çok güzel yürekli insanlarına "size şikayet etmek, birbirinize saldırmak, provokasyonlara alet olmak ve kısacası mutsuzluk yakışmıyor" diyor ve o mutsuzlara bir küçük öykümü anlatmak istiyorum. Kısacası ben bugün herkesle sadece mutlu olmayı paylaşmak istiyorum.

Adam Arıyordu Onu... Ve Hayatı Boyunca da Arayıp Durdu.

Adam dua etti Rabbine; "Bir evim olsa" dedi. "Çok mutlu olurdum. Bana ait bir ev, pencerelerinde çiçekli perdeleri olan, bacasından duman tüten bir güzel ev..."

Adamın bir evi oldu ama adam tatmin olmadı.

"Bu ev çok boş" dedi. "Böyle mutlu olamam, bir kadınım olmalı. Bu eve perdeleri elleriyle dikecek, bana yemekler pişirecek beraberce hayatı paylaşacağım bir kadınım olmalı, bu ev çok boş..."

Adamın bir kadını oldu. Evlendi ama mutlu olmadı."Mutsuzum" dedi elerini açıp yine..." Bir çocuğumuz bile yok. Hâlbuki şimdi biliyorum, beni mutlu edecek şey aslında bir çocukmuş, ne kadar yanılmışım."

Adamın bir çocuğu oldu ama adam yine mutlu olmadı.

"Mutluluk çocuk sahibi olmakla bitmiyormuş" dedi kendi kendine. "Şimdi daha çok endişeliyim, mutlu değilim. Ona iyi bir gelecek veremedikten sonra nasıl mutlu olabilirim?". Ellerini kaldırdı ve dua etti. "Ona iyi bir gelecek istiyorum Allah'ım." "Onun için daha çok kazanmalıyım, o zaman mutlu olurum."

Mevlâsı duydu sesini. Adam dişini tırnağına kattı ve daha çok çalıştı, daha çok para kazandı, daha iyi bir gelecek hazırladı çocuğuna ve sonradan doğacak olan çocuklarına.

Ama birde baktı ki zaman ilerlemiş, yaş geçmiş. "İyi görünmüyorum" dedi adam aynaya bakarken. "Ne kadar yaşlı ve yorgunum, hastayım da... Çok mutsuzum, genç olsaydım ve şimdiki aklım olsaydı eminim mutlu olurdum ama bu dileğim kabul olmaz... Artık geriye dönemem ki... Artık mutlu da olamam. Meğer mutlu olmak için ne çok şeye ihtiyacım varmış, onlara kavuşamayacağımı biliyorum.

Adam mutluluğun ne olduğunu bilemeden, kendisine verilen her şeye rağmen mutsuz bu dünyadan göçüp gitti.

Siz bu hikâyedeki gibi hayatınızı karamsar yaşamayın. Ömrünüzü mutluluk arayarak geçirmek yerine, onu yaratmayı deneyin.

Siz mutluluğu; güneşin sıcacık ışınlarında, lapa lapa yağan karda, yeni açmış tomurcuklarıyla etrafı pespembe süsleyen bahar dallarında, rengârenk kurumuş sonbahar yapraklarında, cıvıl cıvıl öten kuş seslerinde ve bütün mevsimlerde hissedin. Aslında sahip olduğunuz her şeyin, nefes alabilmenin bile bir mutluluk olduğunu, şükretmenin erdem olduğunu unutmayın. Paylaşmanın sevinçler yaratacağını, yardım etmenin yüreğinizi kabartıp sizi mutlu kılacağını bilin. Başkalarının mutlu olması için yapacağınız her iyiliğin size bir gün mutluluk olarak geri döneceğini aklınızdan hiç çıkarmayın.

Sevgili dostlarım gelin siz, mutluluğun sadece yürekte hissedilen ve maddiyatla hiç bir ilgisi olmayan bir hal olduğunu kabul edin ve bu ışık doğrultusunda hayatınıza yeniden başlayıp çok da geç olmadan, önünüzden kayıp geçmekte olan mutlulukları teker teker yakalayın.

Hepiniz o kadar değerlisiniz ki... Birbirinize olan sevginizi nefrete dönüştürmelerine müsaade etmeyin. Yıkıcı olmak yerine yapıcı olmayı deneyin. Birbirinizi farklı insanlar gibi görmeyin, sevgiyi içinizden hiç eksik etmeyin. Bir bütün olduğunuzu, Yaradan'ın zerreleri olduğunuzu unutmayın..

Nazan SAATÇİ
Mevsimler Dergisi'nden Alınmıştır.
www.mevsimler.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder