“Silhem, aynaya bakma!” diye söylendi kendi kendine. “Ya güzeldir her şey, ya sıradan. Herkes kendini bulur aynalarda ya da kendinden bir parça. Sana bakan aksindeki kara gözlerin feri nerede? Simandaki çizgilerin boşluğuna düşmek mi istiyorsun? Titreyen dudakların, kimin adını fısıldamak için cebelleşiyor? Saçlarındaki akları örten boya, yüreğindeki acıyı da saklar mı? Aynaya bakma… Ya güzeldir her şey, ya sıradan. Cesaretin yoksa yüzleşmeye, bakma aynalara. Ya o vardır karşında, ya koca bir hiçlik. Yitip gitmek istemiyorsan zamanın girdabında; çevir sırtını, dön ardını, bakma. Her zerren ‘Samir’ diye can çekişirken, göz çevirme yansımana. Dayanamazsın… Bırakıp her şeyi, koşarsın ona.”
AHMET KARAYÜN / “DOKUZ” ADLI ROMANINDAN / S.250
Ahmet Karayün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Karayün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Haziran 2013
25 Haziran 2013
Doğmamış Bebeğe Mektuplar
Bebeğim,
Bir insanın yeryüzündeki tüm istekleri, dualarından ansızın el etek çekebilir mi? Elbette çeker. Çünkü hayalime düştüğün günden beri, avuçlarım semaya hep senin için açılır oldu.
İnsan, başını yastığa koyduğu her gecenin sabahında hep aynı düşten hep aynı düşe uyanır, aynı umuda sarılır ve hep aynı misafiri bekler mi? Elbette bekler. Çünkü ben, doğan her günün seni bana getirmesi için dua ediyorum ve biliyorum ki geleceksin.
Bir insanın yeryüzündeki tüm istekleri, dualarından ansızın el etek çekebilir mi? Elbette çeker. Çünkü hayalime düştüğün günden beri, avuçlarım semaya hep senin için açılır oldu.
İnsan, başını yastığa koyduğu her gecenin sabahında hep aynı düşten hep aynı düşe uyanır, aynı umuda sarılır ve hep aynı misafiri bekler mi? Elbette bekler. Çünkü ben, doğan her günün seni bana getirmesi için dua ediyorum ve biliyorum ki geleceksin.
24 Haziran 2013
Kaybedince mi anlayacaksın sevilmenin ne yüce bir duygu olduğunu?
Denizin içindeki balık gibi suyun dışına çıkınca anlıyordu insan, yaşaması için gerekli olan şeyin sadece o sudan ibaret olduğunu. Birşeyler yerinden oynayıp sevilmeme tehdidiyle karşı karşıya kalmadan, sevilmenin ve bir insana sevgi vermenin ne yüce bir duygu olduğu fark edilmiyordu.
Ahmet Karayün / DOKUZ adlı romanından
Ahmet Karayün / DOKUZ adlı romanından
15 Nisan 2013
Dokuz (Ahmet Karayün)
“Aşkı tek kişi yaşar, diğeriyse kendini ona adarmış.”
“Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki insan karşısındaki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke. Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir. Nasıl ki bir meyve çekirdeği, özünde ağacını barındırıyorsa, şu ‘Nokta-i Süveyda’ adı verilen kara leke de kâinatın özünü barındırır içinde. İnsanlar bilmese de dünya sevgi üzerine kurulmuştur ve bir insan âşık olduğunda kalbine düşen o süveyda, suya damlatılan mürekkep gibi çözülür, yavaş yavaş büyür ve tüm benliğini kaplar. İşte insanın bedenine yayılan o kara lekeye, ‘Kara Sevda’ denir ve bu hastalığa tutulan ruh ve beden, savunmasız hale gelir. Odur ki sevgide azalma olduğunda bu leke küçülür, küçülür ve zamanla iyiden iyiye yok olur. Kara sevda, bu kara lekeden gelir ve Mecnunun körlüğü, kalbini kaplayan o kara süveydadan bilinir. Kalbindeki aşkımdan rengini alan bu siyah güllerin yalnızca bir matem çiçeği oluvermesi, ne acı değil mi? Oysaki senin ellerinden almayı dilediğim bu güllerin aşkımızın nişanesi, mutluluğumuzun mührü olmasını isterdim.”
“Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki insan karşısındaki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke. Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir. Nasıl ki bir meyve çekirdeği, özünde ağacını barındırıyorsa, şu ‘Nokta-i Süveyda’ adı verilen kara leke de kâinatın özünü barındırır içinde. İnsanlar bilmese de dünya sevgi üzerine kurulmuştur ve bir insan âşık olduğunda kalbine düşen o süveyda, suya damlatılan mürekkep gibi çözülür, yavaş yavaş büyür ve tüm benliğini kaplar. İşte insanın bedenine yayılan o kara lekeye, ‘Kara Sevda’ denir ve bu hastalığa tutulan ruh ve beden, savunmasız hale gelir. Odur ki sevgide azalma olduğunda bu leke küçülür, küçülür ve zamanla iyiden iyiye yok olur. Kara sevda, bu kara lekeden gelir ve Mecnunun körlüğü, kalbini kaplayan o kara süveydadan bilinir. Kalbindeki aşkımdan rengini alan bu siyah güllerin yalnızca bir matem çiçeği oluvermesi, ne acı değil mi? Oysaki senin ellerinden almayı dilediğim bu güllerin aşkımızın nişanesi, mutluluğumuzun mührü olmasını isterdim.”
08 Nisan 2013
Gizli Miras (Ahmet Karayün)
Miras denince aklınıza hemen para mı geliyor? Peki, size kalan miras bir kasa şarap, bir kütüphane dolusu kitap olsaydı ne yapardınız? Kanı kanla yıkayabilir misiniz? İntikam almanın tek yolu tabanca ve şiddet midir? İhanetsiz aşkı bulmak bu kadar mı zor? İntikam; soğuk yenince mi, sıcak yenince mi lezzetli bir aştır? Tüm bu sorular beynine yıldırım gibi düşen Galip, vardığı yol ayrımında ne karar verecek? İstemediği halde kendini ortasında bulduğu bu savaştan aklı mı, duyguları mı galip çıkacak?
(Nefes almadan okuyacaksınız;az kalsın ölüyordum).
ERDAL DEMİRKIRAN/ Dünyanın en akıllı insanı.
(Nefes almadan okuyacaksınız;az kalsın ölüyordum).
ERDAL DEMİRKIRAN/ Dünyanın en akıllı insanı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
