Yazmak iyi bir deşarj olma tekniğidir aslında. Uzun süredir yazmıyordum. Hayat inişli çıkışlı yollarla doludur. Her zaman sorunlar karşımıza çıkar. En büyük yanılgı bir gün sorunların tamamen biteceği düşüncesidir. Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Size kesin bir bilgi: sorunlar hiç bitmeyecek. Mücadele edip bir sorunun üstesinden gelebilirsiniz ama o bitmeden mutlaka bir başkası başlayacak.
bookworm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bookworm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
05 Temmuz 2019
11 Mart 2017
Ölür Müsün; Öldürür Müsün?
Hoşa gitmeyen bir münasebetsiz söz, hakaret ya da bir fiil karşısında “ölür müsün; öldürür müsün? Diye serzenişte bulunuruz.
Her deyim ve atasözünde olduğu gibi bu deyimin de bir hikâyesi var elbet. Bu sözün de hikâyesi şöyledir. Vaktiyle köylünün biri Hacca gider. Malumunuz adettendir dönüşte eşe, dosta hediyeler getirmek. Herkese mucibince hediyeler aldıktan sonra birden köyün ağası gelir aklına. Ağa da herkesle bir tutulmaz ki. Hem diğerlerine aldıklarından farklı hem de daha anlamlı bir hediye olmalıdır. Derken karar verir köylü, ağasına ne alacağına. Ağa bu, dirisi değerli olduğu gibi ölüsü de değerlidir diyerek, zemzem suyunda yıkanmış bir kişiye yetecek miktarda kefen bezi ve yanında gasil suyuna katılmak üzere bir şişe zemzem alır ve ağaya takdim etmek üzere yola koyulur.
Her deyim ve atasözünde olduğu gibi bu deyimin de bir hikâyesi var elbet. Bu sözün de hikâyesi şöyledir. Vaktiyle köylünün biri Hacca gider. Malumunuz adettendir dönüşte eşe, dosta hediyeler getirmek. Herkese mucibince hediyeler aldıktan sonra birden köyün ağası gelir aklına. Ağa da herkesle bir tutulmaz ki. Hem diğerlerine aldıklarından farklı hem de daha anlamlı bir hediye olmalıdır. Derken karar verir köylü, ağasına ne alacağına. Ağa bu, dirisi değerli olduğu gibi ölüsü de değerlidir diyerek, zemzem suyunda yıkanmış bir kişiye yetecek miktarda kefen bezi ve yanında gasil suyuna katılmak üzere bir şişe zemzem alır ve ağaya takdim etmek üzere yola koyulur.
21 Ocak 2016
Dikkat! Kullandığınız Kelimeler Sizi Ele Veriyor
Malum ki insanı en büyük hata ve yanlışlara sürükleyen duygusu egolarıdır. Benlik duygusuna kapılmış insanlara bakınız, genelde çevresi tarafından itici bulunan ve hayatta eninde sonunda hüsrâna uğramış insanlardır. Aslında bunun en büyük ıspatı İblis'tir. İblis kibirine, benlik duygusuna kapıldığı için Allah'ın emrine karşı gelmiş ve kovulmuş şeytan olarak dünyaya gönderilmiştir. Diğer bir yandan bir iletişim aracı olan 'kelime'nin manasına bakarsak duygu ve düşünceleri ifade etmeye yarayan ses gruplarıdır der. Yani kelimeler bizi yansıtır bir anlamda. Yapılan bu inceleme ve araştırmalar sonucu görülüyor ki, 'benim' kelimesini kullanan insanlarda, özellikle de îtikâdî konularda sıkıntılar görülüyor.
01 Ocak 2016
Bitmeyen Kitaplar
Bir çoğumuzun ortak derdidir bitmeyen kitaplar. Aslında bitmeyen kitaplar değil, bitiremeyen bizleriz. Hep bi bahanemiz vardır işte. İşimiz yoğundur, vaktimiz yoktur, ortam müsait değildir, okuyasımız geldiğinde de kitap yanımızda yoktur.
12 Eylül 2015
Yaşanmış bir hikaye: yoğurt
Bu birkaç günün iş stresi bir hafta yeterdi sanırım bana. Hem iş yoğunluğu hem ay sonuna yaklaşmış olmanın verdiği ekonomik darlık hepten germişti beni.
Haftasonu hayırlı bir iş için başka bir şehirde olan ailemin yanına gitmem gerekiyordu. Ama cebimde yol param bile kalmamıştı. Bugün hesabıma yatmasını beklediğim para da yatmamıştı. Bunu da öğrenince hepten moralim bozuldu. Bu yolculuğu erteleyemezdim de. Çünkü karşı tarafa söz verilmişti. Hatta geçen hafta gidilecekti ama işlerim olduğu için gelemeyeceğimi söylemiştim. Bu kez de ertelersem ailemi zor durumda bırakmış olurdum. Mesai arkadaşım bu durumun farkına vardı ama işin kötüsü onda da para kalmamıştı. Hesabında 20 ₺ vardı. Kendini düşünmeyip benim durumunu göz önünde bulundurarak o parayı bana havale yaptı. Kendimi çok kötü hissetmiştim. Mesai bitti ve işyerinden çıktım. Eve doğru giderken yol üzeri bim'e uğradım ve bir makarna alayım dedim. 20 liram vardı. Yol parası 12 ₺ idi ve 3 liraya bir makarna alabilirdim. Reyonlar arasında dolaşırken yanıma bir adam yaklaştı. Kısık sesle birşeyler dediğini hissettim. Dönüp baktım birkaç kelime tekrarladı ama sadece yoğurt dediğini anladım. Yoğurtların nerede olduğunu soruyor zannettim önce ve bilmiyorum dedim. İçinde yoğurt kelimesi geçen birkaç cümle daha kurduğunda anlamıştım meseleyi. Adam suriyeliydi. Türkçe Arapça karıştırarak iletişim kurmaya çalışıyordu. Az çok anlıyordum ne demeye çalıştığını. Yoğurdun nerede olduğunu sormuyordu. Bana yoğurt alır mısın diyordu. O an gayri ihtiyarî şöyle bir süzdüm adamı. Üstü başı eskiydi bir inşaat işçisini anımsatıyordu ama hiç de dilenciye benzer bir hali yoktu. Konuşurken bile sesi titriyor utanıyordu sanki. Hafif sakallı sarışın birşeydi. 35-40 yaşlarına varmıştı muhtemelen. Gözlüklerindeki toz onun bir inşaatta çalıştığını teyit ediyordu sanki. Yüzünde temiz bir insanın yüzü vardı ama o an yüzüne mahcubiyet, çaresizlik ve hüzün çökmüştü sanki. 4 çocuğum var diyordu parmaklarıyla sayısını göstererek. Bana yoğurt alır mısın diyordu yarı Türkçe yarı Arapça. Saniyeler içinde aklımdan binbir türlü senaryo geçiyor adeta içimde fırtınalar kopuyordu. Neden yoğurt sorusunun ifadesini yüzüme takarak soru soran bir ses tonuyla 'yoğurt?' dedim sadece. Yine karmakarışık kelimelerle iletişim çabasına girdi. O karmaşanın içinden bir anlam çıkmıştı: "Çocuklarım yoğurt istedi." Bedenim ve ruhum aynı anda sarsıldı sanki. Hayal Dünyasına daldığım birkaç saniyelik o sessiz duruşumdan bir anlam çıkaramayarak ve çekinerek bana bakıyordu. Sonra kendime geldim ve sessiz bir baş işaretiyle tamam gel dedim. Süt ürünleri reyonuna doğru birlikte ilerlemeye başladık. 4 çocuk eşi ve kendi. Reyondaki en büyük yoğurt kabını aldık ve kasaya doğru ilerledik. O an aklıma geldi ve reyonda birkaç yiyecek işaret ederek bunlardan da ister misin diye sordum. Ama istemedi. Sadece yoğurt diyordu ve yoğurdu alıp bir an önce gitme arzusundaydı. Kasaya geldik. Sessizce yanımda bekliyordu. Ödemeyi yaptık ve ben makarnayı poşete koyarken yoğurt kabını ona uzattım ve seri bir şekilde alıp çıktı ve gözden kayboldu. Üzerinde öyle bir utanç hissi vardı ki o an orada durmak bile ona eziyet veriyor gibiydi. Makarna poşetiyle dışarı çıkıp birkaç adım ilerledim. Sonra biraz durakladım. Gözlerin adamı aradı. Bir saniyelik bir göz taramasıyla etrafa baktım. Gitmişti. O an aklıma gelmişti. Yarın gidecek yol param yine kalmamıştı. Ama bu düşünce iki üç saniyeden fazla zihnimi işgal etmedi. Aklımda sadece bir düşünce vardı. Neden yoğurt? Ya da neden sadece yoğurt? "Baba yoğurt" diyen çocuklarının cümlelerini tekrarlarken çıkardığı kelimelerin sessiz yankılanışı kalmıştı kulaklarımda, adamın. Sadece yoğurt.
28 Mart 2015
Hayal kırıklığı
04 Mart 2015
Aloo Muharrem napıyon, nasılsın?
Israrla çalan telefona geç de olsa cevap veriyor Muharrem. Arayan da kim? Bizim Hüzeyin. Boş gezenin boş kalfası Hüseyin. Lüzumsuz Hüseyin. Olmasa da olur Hüseyin. Bu sıfatlar, arkadaşlar arasında tanınan muhtelif kimlikleri Hüseyin'in. Muharrem bugün zaten gergin. Söylene söylene açtı telefonu.
28 Eylül 2014
Evlenelim Gerisini Akışına Bırak
Hadi evlenelim gerisini akışına bırak demeyin!
Evlilik yaşamın çok önemli bir kararıdır. Evlenmeden önce, acaba doğru mu yapıyorum? Evleneceğim kişi doğru kişi mi? Başka biriyle evlensem acaba hayatta daha mutlu ve başarılı olur muyum? Bu sorular nikah masasına giderken zihninizi meşgul ediyor mu?
Hele bi evlenelim, gerisini akışına bırak düşüncesi yanlış!
Evlilik, hayatta verdiğimiz en önemli kararlardan biridir. Hiç kimse boşanmak için evlenmez. Evliliklerde boşanmalar artıyor ve bu artık normalleşmeye başlıyor. Evlenelim anlaşamazsak boşanırız düşüncesi yaygınlaşmaya başlıyor. ,Evlilik öncesinde boşanmak insanlara normal geliyor. Boşandıktan sonra kararan hayatlar bunalımlar için malesef artık çok geç. Boşanan insanlar genellikle hayatlarının ikinci böülümünü sıkıntılı geçiriyorlar. İşte bunun temelinde evlenmeden önce yeterince düşünmeden araştırmadan, evlenelim gerisini akışına bırak düşüncesi yatıyor.
18 Haziran 2013
21 Günde NLP Öğrenilir mi?
Öğrenilebiliyor ki adam kitabını yazmış. Peki 21 günde anlaşılır mı? Sizi bilemem de ben pek anlayamadım. Daha doğrusu kitabı okurken çok sıkıldım. Çok hummalı bir çalışma yapılmış. Büyük bir bilgi arşivi sunulmuş kitapta. Tamamen teorik. Buna sözüm yok da, dediğim gibi okurken en sıkıldığım kitaplardandır. Aslını bilemiyorum, belki de çeviriden kaynaklanan bir sorundur. Çok sıkıcı bir üslup var Türkçe'sinde.
Eğer akıcı romanlar okumayı seven biriyseniz bu kitap size bir işkence olabilir. Ama NLP ile çok ilgiliyseniz bu işi meslek edinmişseniz okuyun derim.
Eğer akıcı romanlar okumayı seven biriyseniz bu kitap size bir işkence olabilir. Ama NLP ile çok ilgiliyseniz bu işi meslek edinmişseniz okuyun derim.
27 Mart 2013
Yazarak Rahatlamak
Yazmak kendinle konuşmanın en iyi yoludur. En iyi terapi yöntemlerinden biridir. Ruhsal sorunlar yaşadığınızda bile psikoloğunuz sizden yazarak sorunlarınızı dile getirmenizi ister. Çünkü en derin, gizli kalmış, içimize gömülmüş sıkıntıları yazarak ortaya çıkarabilirsiniz. Ayrıca yazmak, kafanızdaki muallak, belirsiz şeylerin netleşmesini sağlar.
Yazarken insanı kaosa sürükleyen birşey de okuyucu tepkisidir. Yazan her insan o an, yazdığı cümlenin okuyucu üzerindeki etkisini ve okuyucunun tepkisini merak ederek yazar ve bu da rahatça yazmanıza engel olur. Acaba okuyan benim hakkımda ne düşünecek düşüncesi vardır. Bu düşüncelere kapılmk kesinlikle yanlıştır. Aksi takdirde samimi bir şekilde yazamazsınız. Bunun en etkili çözümü ise sadece kendiniz için yazmaktır. Sadece kendiniz okuyacakmış gibi yazmak...
Birkaç yazı denemesi yapın. Kuralsızca, gerekirse anlamsızca yazın. Aklınıza ne geliyorsa onu yazın. Rahatladığınızı ve stresinizi kısa sürede attığınızı göreceksiniz.
Yazarken insanı kaosa sürükleyen birşey de okuyucu tepkisidir. Yazan her insan o an, yazdığı cümlenin okuyucu üzerindeki etkisini ve okuyucunun tepkisini merak ederek yazar ve bu da rahatça yazmanıza engel olur. Acaba okuyan benim hakkımda ne düşünecek düşüncesi vardır. Bu düşüncelere kapılmk kesinlikle yanlıştır. Aksi takdirde samimi bir şekilde yazamazsınız. Bunun en etkili çözümü ise sadece kendiniz için yazmaktır. Sadece kendiniz okuyacakmış gibi yazmak...
Birkaç yazı denemesi yapın. Kuralsızca, gerekirse anlamsızca yazın. Aklınıza ne geliyorsa onu yazın. Rahatladığınızı ve stresinizi kısa sürede attığınızı göreceksiniz.
16 Mart 2013
Büyük Düşünmek
Kulağımıza sıradan bir ifade gibi geliyor belki ama sadece düşünce şeklimizi değiştirerek tüm hayatımızı değiştirebileceğimizi bilseydik belki de bu konuda daha önemle bakardık.
Şimdi biraz eskilere gidelim, hem de baya eskilere. Hz. İbrahim (a.s.) ve oğlu Hz. İsmail (a.s.) iki ayrı diyarda yaşamaktadır. Oğlu Hz. İsmail evlidir ve oğlunu görmek için atına biner ve yola koyulur. Uzun bir yolculuk sonunda oğlunun evine varır. Kapıyı oğlunun karısı açar ve İsmail’i sorar. Kadın, İsmail’in evde olmadığını söyler. Tabi gelini Hz. İbrahim’i tanımıyordur. Uzun yoldan gelen yaşlı bir yolcu olduğunun farkındadır ama hiçbir ikramda bulunmaz. Hz. İbrahim sorar kadına. Haliniz hatırınız nasıl, hayatınızdan memnun musunuz der. Kadın hiç de memnun olmayan bir ifadeyle ancak geçiniyoruz işte der. Hiç bir şeyimiz yok. Ancak boğazımıza yetiyor İsmail’in kazandığı, der ve şikâyetleri arka arkaya sıralar. Peki der Hz. İbrahim. Ben gideyim ama kocana bir notum var. Kocana selam söyle, kapısının eşiğini değiştirsin, der ve gider.
Şimdi biraz eskilere gidelim, hem de baya eskilere. Hz. İbrahim (a.s.) ve oğlu Hz. İsmail (a.s.) iki ayrı diyarda yaşamaktadır. Oğlu Hz. İsmail evlidir ve oğlunu görmek için atına biner ve yola koyulur. Uzun bir yolculuk sonunda oğlunun evine varır. Kapıyı oğlunun karısı açar ve İsmail’i sorar. Kadın, İsmail’in evde olmadığını söyler. Tabi gelini Hz. İbrahim’i tanımıyordur. Uzun yoldan gelen yaşlı bir yolcu olduğunun farkındadır ama hiçbir ikramda bulunmaz. Hz. İbrahim sorar kadına. Haliniz hatırınız nasıl, hayatınızdan memnun musunuz der. Kadın hiç de memnun olmayan bir ifadeyle ancak geçiniyoruz işte der. Hiç bir şeyimiz yok. Ancak boğazımıza yetiyor İsmail’in kazandığı, der ve şikâyetleri arka arkaya sıralar. Peki der Hz. İbrahim. Ben gideyim ama kocana bir notum var. Kocana selam söyle, kapısının eşiğini değiştirsin, der ve gider.
27 Şubat 2013
En İyi Kitap Blogu Olma Yolunda
Sadece en iyi kitap blogu hedefi değil aslında, en iyi genel kültür ve kitap blogu diyelim. Takip edenleriniz bilirler, bu amaç doğrultusunda gayretli bir çalışma ortaya koymaya çalışıyorum. Her gün kitaplar hakkında yazıların yanı sıra faydalı ve ilginç bilgileri sizinle paylaşıyorum.
En iyi kitap blogu hedefi gerçekten basit ve kolay birşey değil. Ciddi bir emek gerektiriyor. Sürekli araştırma, en önemlisi sürekli okuma icap ettiriyor.
En iyi kitap blogu hedefi gerçekten basit ve kolay birşey değil. Ciddi bir emek gerektiriyor. Sürekli araştırma, en önemlisi sürekli okuma icap ettiriyor.
26 Şubat 2013
Kitap Okumanın Yan Etkileri
Bazen diyorsunuz ki yine abuk subuk konulara değinmiş. Haklısınız, bazen işi böyle tersinden düşünmek de geliyor içimden. Ama ilginç sonuçlar çıkıyor.
Hani bilirsiniz ya ilaçların da kendine göre yan etkisi vardır. Tabi her ilacın yan etkisi olmadığı gibi, olanların da yan etkileri farklıdır. Kitaplar üzerine de böyle düşünülebilir. Mesela kitap çeşitlerinin yan etkileri üzerine şöyle bir düşünelim.
Aşk Romanları: Eğer söz konusu durumu yaşıyorsanız, aşk acısı, ayrılık vs. bir aşk romanı sizin için hiç de iyi gelmeyebilir ve sizi ciddi bir keder içerisine sürükleyebilir.
Hani bilirsiniz ya ilaçların da kendine göre yan etkisi vardır. Tabi her ilacın yan etkisi olmadığı gibi, olanların da yan etkileri farklıdır. Kitaplar üzerine de böyle düşünülebilir. Mesela kitap çeşitlerinin yan etkileri üzerine şöyle bir düşünelim.
Aşk Romanları: Eğer söz konusu durumu yaşıyorsanız, aşk acısı, ayrılık vs. bir aşk romanı sizin için hiç de iyi gelmeyebilir ve sizi ciddi bir keder içerisine sürükleyebilir.
25 Şubat 2013
Kitap Okumanın Ferahlatıcı Etkisi
Belki bunu göreceli bir kavram olarak düşünebilirsiniz ama ben kitap okumanın rahatlatıcı ve ferahlatıcı bir etkisinin olduğunu düşünüyorum. İnsan beyninden saniyede iki düşünce geçebilmektedir. Gün içerisinde zihnimizden ne kadar düşünce geçiyor siz tahmin edin. İşin kötü yanı bunların çoğu olumsuz düşüncelerimizden oluşuyor. Hayat kaygılarımız, günün stresi, yaşadığımız sıkıntılar... Sadece bununla bitmiyor. Yaşamımız boyunca yaşadığımız olumsuzluklar bilinçaltımıza kaydedildiği için her an çağrışımlarla bilinçaltımız bunu bizim karşımıza çıkarmaktadır. Dolayısıyla olumlu düşünce yetimiz sürekli zayıflarken, olumsuz düşüncelerimiz sürekli ön plana çıkmaktadır.
Mutlaka Başarılı Olma Sanatı (Abdulkadir Akgündüz)
Abdulkadir Akgündüz'ün bu iddalı sözlerini seviyorum :)) Bazıları çok kızıyor ağır eleştiriyor ama ben gerçekten seviyorum. Aslına bakarsanız insanlarımızın buna ihtiyacı var. Tabiri caizse biraz dürtüklenmeye hadi denmeye ihtiyacımız var. Sayın Akgündüz de bunu çok iyi yapıyor. Her kitabının altında benzer ifadeler vardır. Mesela bu kitabının başlığının altında parantez içinde "Bu kitabı okumadan hayata atılmayın!" yazar. Dediğim gibi bazı kişisel gelişimciler ağır eleştiriyor bu ifadeleri. Hatta bir kitabı var "Profesyonel Patronların Başarı Sırları" isminde... Bir edebiyatçı arkadaşım şöyle ilginç bir eleştiride bulunmuştu: "Yahu kardeşim bir insan bir alanda bilgi veriyor ya da konuşuyorsa o konuda en iyi olmalıdır, yani profesyonel patron kimdir meselesini anlatıyorsan sen en profesyonel patron olmalısın ki karşındakine de işte profesyonel patronluk budur diyebilesin" diye bir yorum yapmıştı. Muhakkat doğruluk payı vardır. Bu yorumu hiç de eleştirmedim ama zihnim hemen başka bir yerde başka biriyle yapılan bir konuyu çağrıştırıp olayla bir kıyas yaptı. İşte bir başka kişiyle farklı bir zamanda geçen konuşma: "Bir insanın bir konuda yorum yapması için illa onu uygulamış, gerçekleştirmiş olması gerekmez." dedikten sonra beni şaşırtan ve hakkaten de doğru haa diye ağzımın açık kaldığı :)) şu yorumu eklemişti: "Erkek bir kadın doğum uzmanını düşün, doğum hakkında herşeyi bilir, adam o işin ihtisasını yapmış yahu... Biri gelse dese ki, sen erkeksin doğurmamışsın ki nerden bilesin doğum hakkında bilgileri dese sence de saçma olmaz mı. E o zaman bu demek oluyor ki, bir konuda konuşmak için bilgi önemlidir..."
17 Şubat 2013
En İyi Kitap Blogu
Büyük hedeflere basamak olan küçük bir hedef bu. 26 Şubat 2009 yılında başladı bu yolculuğum. Okuduğum kitaplardan önemli yerleri not almak gibi bir alışkanlığım vardı. Notlarım kütüphanemde ajandalarım arasında tozlanıp gidiyordu. Ama böyle kalmamalıydı. Ziyan olmamalıydı bu bilgiler. Nihayet o gün yani 26 Şubat 2009'da böyle bir fikir geldi aklıma ve bir blog açıp bunu siz değerli okuyucularla paylaşmak istedim. İlk zamanlar amacım sadece paylaşmaktı. Ama zaman geçti, çok emek verdim bu bloga, binlerce yazı ekledim. Şimdi hayallerimi hedeflerimi daha ileriye götürerek Türkiye'nin en çok okunan ve en iyi kitap blogu olmaya karar verdim. Bu amaç uğrunda çok mesafeler kat ettim. Bu güne kadarki okuma oranı 1 milyon 400 binlere yaklaştı. Alexa dünya sıralamasında ilk 700 bine girdim. Türkiye site sıralaması 30 binlerde.
Kitap okumak can sıkıntısını alır mı?
Kitap okumanın faydaları muhakkak tartışılmaz bir gerçektir. Ama "kitap okumak can sıkıntısını alır mı" sorusuna daha objektif bir yaklaşım getirmek istiyorum. Varsayalım ki basit bir can sıkıntısından ziyade ciddi bir sorun sonucunda bir depresyonla karşı karşıyasınız. Can sıkıntısının nedenleri ve can sıkıntısından kurtulmanın yollarını daha önce bu konuda yazdığımız yazılardan okuyabilirsiniz. (TIKLA) Yazıda da bahsettiğimiz gibi bunun birçok yolu var ama burda üzerinde durmaya çalıştığımız kitap okumak can sıkıntısını giderir mi? Dediğim gibi bu konuya daha objektif bir yaklaşım getirmek istiyorum.
Can sıkıntısı ya da kısmi depresyon geçirdiğiniz dönemlerde bunu tetikleyen bazı unsurlar olabilir. Örneğin bir aşk acısı ya da ayrılık yaşıyorsanız, hüzünlü bir şarkı dinlediğinizde bu sizi daha da kötü etkileyebilir. Bence burada da böyle bir etki söz konusudur. Böyle durumlarda aşk romanları ve benzeri sizi daha da duygusallığa itecek kitaplardan uzak durun.
Can sıkıntısı ya da kısmi depresyon geçirdiğiniz dönemlerde bunu tetikleyen bazı unsurlar olabilir. Örneğin bir aşk acısı ya da ayrılık yaşıyorsanız, hüzünlü bir şarkı dinlediğinizde bu sizi daha da kötü etkileyebilir. Bence burada da böyle bir etki söz konusudur. Böyle durumlarda aşk romanları ve benzeri sizi daha da duygusallığa itecek kitaplardan uzak durun.
16 Şubat 2013
Kitap Okumak diye birşey varmış, Duyanınız var mı?
Kısa bir süre önce şehirlerarası bir yolculuk için otogardayım. Otobüsün kalkmasına yarım saat var. Bir banka oturdum ve bu zamanı kitap okuyarak değerlendirmek istedim. Çantamdan kitabımı çıkarıp okumaya başladım ve bir müddet sonra yanımdan geçen adamın biri bana doğru yüksek sesle ve ordaki onlarca insanın içinde "oku, oku, profesör olacan sanki!" deyiverdi. Bir an kısa süreli bir şok yaşadım. :) Kitaba öyle dalmıştım ki, bu ses nerden geldi, bana mı dedi, sonra kendime geldikçe, ne diyo lan bu gibi iç seslerin karmaşasına düşüverdim. Sonra dönüp adamın arkasından baktıysam da yüzünü göremeden kaybolup gitti. Sonra kendi kendime hafif gülümseyip yeniden başımı kitaba düşürdüm ama o ses bir süre kulaklarımda yankılandı. Ne denir ki bu duruma... :)
05 Şubat 2013
Ölüm Haberi
Çok kötü bir duygu bu, biliyorum. İnsanı sarsıyor adeta. Daha dün gördüm diyorsun. Daha dün şu masada oturuyor, şu koridorda yürüyordu. O anlar gitmiyor gözlerinin önünden. Dalıp gidiyorsun hayallere. Kendi ölümün geliyor birden aklına Ölen ben olsaydım neler olurdu diyorsun. Arkamdan ne söylerlerdi. Kim ne kadar üzülürdü. Ben ölmüş olsam ne değişirdi ve geride ne kalırdı. Uzak ya da yakın ölen kim olursa olsun derinden etkiliyor insanı Yaşama sevgisinden midir bilmiyorum, çok acı bir duygu. Bugün varsın, yarın yok...
bilge adam
bilge adam
23 Aralık 2012
Böl, Parçala, Kazan "Elma Tekniği" (Mutlaka Okuyun)
Çok az insanın büyük hedefleri vardır. Ama hepimizin büyüklü küçüklü istek ve arzularımızın olduğu muhakkak. Şimdi kullanacağım cümle bir öncekilerle çelişiyor olabilir. Şöyle ki; aslında hepimizin hedef ve arzularının büyüklüğü aynıdır. Bunun ıspatı da çok basit. Annesi ilik kanserinden ölmüş genç bir tıp öğrencisinin koyduğu hedef olan gelmiş geçmiş en iyi dahiliye uzmanı olma hedefine ulaştığı anki aldığı zevkle, hedef aylardır okey oynadığı arkadaşını yenemeyen kaldırım mühendisi şahsiyetin, bu seferki oyunda okeyi vurmasıyla aldığı zevk aynıdır. O anda ikisinin de beyninde gerçekleşen nöron trafiği hemen hemen aynıdır. Çünkü ikisi de en çok istediği şeyi elde etmiş ve hedefe ulaşmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







