“Toplantıya
gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye,
muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne
geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu,
ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici
üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak
dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı.
- Üstü kalsın kardeşim” dedim.
Döndü bana doğru:
- Vaktin var mı ağabey ?” dedi.
- Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda)
Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe
var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli
ki para bozdurmuş.
- Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”
- “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”
- Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.”
Döndü bana, attı kolunu arkaya:
- “Vaktin var mı ağabey?”
- “Var.”
- Çek kapıyı o zaman.”
Ahmet Şerif İzgören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Şerif İzgören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Haziran 2013
09 Mart 2013
Sarı Siyah (Ahmet Şerif İzgören)
İki can dostun, Ahmet Nacar ve Ahmet Şerif İzgören'in kendi duygu ve mizah dolu kalemlerinden, çocukluklarında yaşadıklarını, ailelerini, dostluklarını, haylazlıklarını, eskinin değerlerini tüm gerçekleri ile anlattıkları kahkahalarla okuyacağınız nostaljik bir kitap. Her okuyucu kendi çocukluğundan birçok şey bulacak bu satırlarda.
... Yıllardır oynadığımız bir sahne vardı; ağaçlardan, çiçeklerden, bahçelerden, gülüşlerden dekorları olan ve bir oyunumuz vardı; büyüklerden, küçüklerden, kedilerden ve köpeklerden oyuncuları olan. Severek oynadık,
... Yıllardır oynadığımız bir sahne vardı; ağaçlardan, çiçeklerden, bahçelerden, gülüşlerden dekorları olan ve bir oyunumuz vardı; büyüklerden, küçüklerden, kedilerden ve köpeklerden oyuncuları olan. Severek oynadık,
08 Mart 2013
Uçan Halı Babam (Ahmet Şerif İzgören)
Tüm bu fotoğraflara bakınca ve bu kısa, ama koca hayatı gözden geçirince bir şey farkettim.
Aslında yaptığımız şey halı dokumak.
Attığımız her adım.
Yaptığımız her iyilik, her kötülük birer ilmek.
Unutulur gider sanıyoruz.
Oysa halının üzerine işleniyor.
Halı bittiğinde bakıyoruz üstüne, herşey görünüyor.
Doğrular, yanlışlar, hatalar, sevaplar.
Birde kimimiz kilim dokuyoruz, kimimiz ipek halılar. Kiminde büyükemek var; kimi makine
Aslında yaptığımız şey halı dokumak.
Attığımız her adım.
Yaptığımız her iyilik, her kötülük birer ilmek.
Unutulur gider sanıyoruz.
Oysa halının üzerine işleniyor.
Halı bittiğinde bakıyoruz üstüne, herşey görünüyor.
Doğrular, yanlışlar, hatalar, sevaplar.
Birde kimimiz kilim dokuyoruz, kimimiz ipek halılar. Kiminde büyükemek var; kimi makine
25 Şubat 2013
Avcunuzdaki Kelebek (Ahmet Şerif İzgören)
Tebrikler! Çok net başka bir şey söylemem mümkün değil. Hızlı okuma rekoru kırmış olabilirim. Bu kadar duygu yüklü, bu kadar gerçekleri gözler önüne serebilen, hâlâ umut olabileceğine dair bu kadar mesaj bir arada nasıl verilir? Gerçekten tebrikler.
Filiz Şahin
DPT Yönetim Bilgi Merkezi
Sizi temin ederim, hayatımda iş dünyası ve iletişim üzerine okuduğum hiçbir eser bende bu kadar etki bırakmadı.
Çağlayan Babacan
Filiz Şahin
DPT Yönetim Bilgi Merkezi
Sizi temin ederim, hayatımda iş dünyası ve iletişim üzerine okuduğum hiçbir eser bende bu kadar etki bırakmadı.
Çağlayan Babacan
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır (Ahmet Şerif İzgören)
Daha önce iş yaşamı üzerine çarpıcı görüşleriyle tanıdığımız Ahmet Şerif İzgören bu kitapta daha genel bir yaklaşımla, hayatın her dalında başarı ve mutluluğa giden yola ışık tutuyor. Bazen kahkahalarla gülecek, bazen hüzünlenecek, çokça düşünecek ve bu kitaptan çok keyif alacaksınız. Hayatınızı tekrar gözden geçirmek için 3 saat ayırın ve bu kitabı okuyun.
Lütfen bu kitabın üzerine bir uyarı yazın, Evde okunmalıdır diye. Kitap yüzünden metroda ineceğim durağı kaçırdım.
Duygu Durak
Bu Kitabı İndirimli Satın Almak İçin TIKLAYIN
Lütfen bu kitabın üzerine bir uyarı yazın, Evde okunmalıdır diye. Kitap yüzünden metroda ineceğim durağı kaçırdım.
Duygu Durak
Bu Kitabı İndirimli Satın Almak İçin TIKLAYIN
Yani ya karanlığa küfredin. Ya da güneşe yürüyün
Ben size "Melek olun" demiyorum.
Ama "Uğur Böceği" olabilirsiniz.
Sadece iki taraftan birini seçin; ya sistemden mutlu çoğunluk ya da ülkeyi bu hâliyle istemeyen azınlık.
Yani ya üretin, hedefler koyun, ülkenizi sevin, hayattan zevk alın, mücadele edin ve yüzünüz gülsün.
Ya da tüketin, hedefsiz yaşayın, ülkenize küfredin, hayata lanet okuyun, boş verin ve somurtun.
Yani ya karanlığa küfredin. Ya da güneşe yürüyün.
Süpermen ve Uğur Böceği sayfa 190 (Ahmet Şerif İzgören)
Bu kitabu indirimli satın almak için TIKLAYIN
Ama "Uğur Böceği" olabilirsiniz.
Sadece iki taraftan birini seçin; ya sistemden mutlu çoğunluk ya da ülkeyi bu hâliyle istemeyen azınlık.
Yani ya üretin, hedefler koyun, ülkenizi sevin, hayattan zevk alın, mücadele edin ve yüzünüz gülsün.
Ya da tüketin, hedefsiz yaşayın, ülkenize küfredin, hayata lanet okuyun, boş verin ve somurtun.
Yani ya karanlığa küfredin. Ya da güneşe yürüyün.
Süpermen ve Uğur Böceği sayfa 190 (Ahmet Şerif İzgören)
Bu kitabu indirimli satın almak için TIKLAYIN
09 Aralık 2012
Daha düşünceli ve daha aydınlıktı insanlar
Yılda bir kez alınan kıyafetlerimiz vardı, en fazla iki. Ama o kıyafetleri daha severek giyebileceğimiz bayram yerleri de vardı. 0 zamanlar belki alınacak daha az şeyler vardı ve daha az renkliydi camekânlar; ben elbette bunlara özenmiyorum; ama daha pırıl pırıl, daha düşünceli ve daha aydınlıktı insanlar.
Sarı Siyah s.287 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.287 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Okula başlamak, bitirmenin yarısıdır
Aslında pek çok çocuğun benzer okul anılarından, mahalle arkadaşlıklarından çok da farklı değildi yaşadıklarımız. Bir yerlerde "Okula başlamak, bitirmenin yarısıdır" diye bir cümle okuyanınız oldu mu aranızda? Ya o cümleyi silin aklınızdan ya da bırakın içinizde, size kalsın. Evet, yaş gelince başlanıyor ve gerisi bir şekilde geliyor ve yıllar sürüyor. Bu da senin işin, demişti babam. Okul da benim iş yerim oldu yıllar boyunca ve pek çok iş arkadaşına sahip oldum zamanın aktığınca.
Sarı Siyah s.283 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.283 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
08 Aralık 2012
Baba ben karar verdim, sünnet olmayacağım
Akşam ahali dağıldığında, sükûnet gelince, eve dönüp atı girişteki demir levhaya bağlayıp:
"Baba ben karar verdim, sünnet olmayacağım" deyip tepkisine göre, bir de, "At bizde kalabilir mi?" diye soracağım.
Tek beklediğim, sessiz bir anı yakalamak. Yalnız umulmadık bir şey oldu. Normalde sünnetlere bir davulcuyla zurnacı gelir ya, hani bunların zurnasına para falan sokulur. Babam Menemen bandosunu getirmiş! Yemin ederim. Para sokulacak boru sayısı ve çapları acayip.
Sarı Siyah s.268 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
"Baba ben karar verdim, sünnet olmayacağım" deyip tepkisine göre, bir de, "At bizde kalabilir mi?" diye soracağım.
Tek beklediğim, sessiz bir anı yakalamak. Yalnız umulmadık bir şey oldu. Normalde sünnetlere bir davulcuyla zurnacı gelir ya, hani bunların zurnasına para falan sokulur. Babam Menemen bandosunu getirmiş! Yemin ederim. Para sokulacak boru sayısı ve çapları acayip.
Sarı Siyah s.268 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Zıplamadan Öpemezsin
Çirkin değil: aksine yüzü hoş; ama Gökselimin aksine eti budu yok, sopa gibi bir şey. Oyun oynarken neresinden tutacağını bilemezsiniz böyle kızların. Bacakları da hafif çarpık gibi. Gerçi kız geliştikçe bacaklar da mümkün mertebe düzelir, diye düşündüm. Kurdeleleri bağlı, üstü başı tertipli, düzenli, temiz bir kızcağız. Evine barkına bağlı, ağırbaşlı bir hâli var. Sınıfın da birincisiymiş. Gerçi bu birincilik işi insanın aklını kurcalıyor; önce okulum dese, denecek bir şey yok. Okul bitmeden olmaz, beni bekle, der gibi bir hâli var kızın. Civanımın boyu kızın omzuna ancak gelecek durumda. Zıplamadan öpeceği gibi bir şey değil, kız anca bir yere çökerse olacak. Yani kızın gönlü olacak da, çökecek de, ölme eşeğim durumu söz konusu. Aslında bu konu onların özel hayati; beni ilgilendirmez. Dünya ahiret bacım olsun, deyip kızın yanından ayrıldım.
Sarı Siyah s.260 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.260 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Breh breh köpek değil canavar mübarek
Hayvan asil demiştim, o kadar ki ben geldiğimden beri ayıp olmasın diye ilaç niyetine bir "hav" bile dememişti. Suskunluğumdan sonra Şerifim "Nasıl ama?" dedi. Bu soruyu sormasa ben kulpuna uygun bir şekilde, breh breh köpek değil canavar mübarek, bunu gündüzleri dolaştırmayın, ahali korkmasın manasında bir şeyler diyeceğim; ama artık civanım sormuş bulundu. Öyle aniden şapadanak da sorunca, hepimize hayırlı olsun, diyeceğime; "Bu mu?" diye ağzımdan kaçmış oldu hâliyle.
Sarı Siyah s.251 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.251 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
07 Aralık 2012
Ben küçükken o kadar hastaymışım ki...
Sizin de bildiğiniz gibi petekler, oldukları yerden düşürülmek içindir, an azından biz o yaşlarda öyle biliyoruz. Size ne, düşürecekse Volkan düşürsün, varın yolunuza gidin, diyenleriniz olabilir. Efendim, Volkan kırk yıl geçse o peteği düşürmezdi. Volkan, kilosu bizim iki katımız kadar olan bir arkadaşımızdı. Hızıysa yarımız kadardı. Saklambaç oynadığımızda bir tarafları açıkta kaldığından en önce o sobelenirdi. Kardeşi vardı, Okan. Okan da yavrum ince mi ince bir şey. Gerçi Volkan'la aynı evde yaşıyor, öyle olması doğal. Volkan, bu konu açıldığında hep aynı hikâyeyi anlatırdı: "Ben küçükken o kadar hastaymışım ki ölmeyeyim diye kutu kutu mamalarla beslemişler. Ondan böyle olmuşum". Buraya kadar kabul, kabul de adam hâlâ ölüm korkusu yaşıyor, ne zaman görsek elinde yarım ekmek arası ıvır zıvır vardı. Belli ki eski kötü günlere dönmekten çok korkuyor.
Sarı Siyah s.240 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.240 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Kız başladı ağlamaya; sustur susturabilirsen
Kız, bana olan tüm güveniyle bisikletin arkasına oturdu. Elindeki tasta yoğurt var, diğer elinde de yumurtayla toz şeker torbası. Peki bisiklete nasıl tutunacak, diye aklınıza gelen bir şey varsa bunu en başında söyleyecektiniz; artık iş işten geçti. Yol yokuş aşağı, bisiklet inceden hızlandı. Oldu oluyor dememe kalmadı, meğer Zeynep de aynı şeyi düşünmüş; yav benim iki elim de dolu; madem tutunamıyorum bari düşeyim. Sağ olsun yalnızca düşünmekle de kalmadı.
Olur teyze, dövmem
Yıldız Hanım bana doğru yaklaştı, saçımı okşadı; "Senin adını daha önce duymuştum, benim de senin gibi sarı bir kızım var; geldiğinde onunla güzel güzel oynarsınız olur mu?" dedi. Kadına ne kadar kanım ısındı ki "Olur teyze, dövmem" dedim. Kadın hafif irkilir gibi oldu; ama yalnızca yanındaki hanıma baktı, bana bir şey söylemedi hemen. Aslında kimseye böyle sözler vermek âdetim değildir; ama demek kadının samimiyeti hoşuma gitti.
Sarı Siyah s.218 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.218 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Kızlarla Maç Yapılırsa
Gerçi çekilen şut da öyle kolay tutulur değil; ama olay büyüdü, zaten ne zaman küçük kalmıştır ki. Vay efendim, kız değil misin, tabii koltuğunun altından yersin, denene kadar da iş örtbas edilir bir hâldeydi. Şerifimin bu höykürmesine bizim takımdaki kızlar, özellikle de Bengül Abla bayağı bir köpürdü. Gerçi dostum da haklı, İsviçre kadına seçme hakkını daha yeni vermiş ki biz top bile oynamalarına ses etmiyoruz. Neyse konu dağılmasın; şuydu buydu derken iddia büyüdü; ertesi gün kız erkek maçına geldi dayandı iş.
Sarı Siyah s.215 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.215 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Hangi Mankenin Adını Sorsalar Bilirim
Necmiye Hanım, bir gün derste: "Arkadaşlar 1-B sınıfıyla bilgi yarışmamız var, dört kişi seçmemiz gerekiyor" dedi. Sınıftakilerin oylarıyla dört kişi seçildi. Üçü gerçekten çok zeki ve bilgili, bu temsili hak eden çocuklar. Bir de ben varım. Beni seçmelerinin üç nedeni var: Birincisi, sınıftaki en cengâver kişiyim ve hırs küpüyüm, yarışmanın bir anında tatsızlık çıkma durumunda orada olmam şart; ikincisi, hangi mankenin adını sorsalar bilirim (hâlâ öyle); üçüncüsü de süper kopya çekebiliyorum.
Sarı Siyah s.209 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.209 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Televizyondan Öğrenmiş
Ben ve Şerif, hemen bir fikir beyan etmedik; hele bir yiyelim, beğenirsek, memnun kalırsak konuşuruz, şimdiden şımartmaya gelmezler, diye karar aldık; içeri, benim odada oynamaya gittik. "Baban pişmaniye yapmayı nereden öğrendi?" dedim; "Önce, bir tanıdıkların evinde görmüş" dedi; "Ee" dedim Şerifime; "Sonra da geçen gün televizyonda bir program vardı; onu seyretti" dedi. İyi bari, dedim televizyondan öğrendiyse merak edilecek bir şey yok, radyoda duyduklarımızı yapmışlığımız yok; ama devir değişiyor tabii. Bir yandan da düşünüyorum, Allah'tan peynir yapımı programına denk gelmedi diye.
Sarı Siyah s.204 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.204 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Adam korkmuyor arkadaş, korkmuyor yahu, zorla mı?
Bu, Şerifimin benim gördüğüm ve yazdığı ilk destanıdır, sonraları çok daha iyi anlayacağım gibi, Şerifim ne olur, ne olmaz destan yazmak gerekebilir, diye kâğıt kalemle dolaşıyor. Ben arkadaşımın ne zaman bir destanına rastlasam, istemeden de gazilik mertebesine yükselirdim. Sonrasında daha iyi anladım ki adam korkmuyor arkadaş, korkmuyor yahu, zorla mı? Aslında korksa ikimiz de yırtacağız. İlla bir sopa yenecekse onun da usulü var; mümkünse mahallenin yarısına karşı olmamalı, mümkünse kimsenin akrabasıyla o anda ilgilenilmemeli; hatta mümkünse böyle bir ihtimal belirince kimsenin darlığına, sıkılığına karışmamalı.
Sarı Siyah s.201 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.201 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
06 Aralık 2012
Yok Ali erken kalk, yok Veli dersini yapmış
O zamanlarda paran olsa da, ha deyince TV sahibi olamıyordun. Hepsi yurtdışından geldiği için ve toplumsal bir merak da olduğundan sıra bekleniyordu. Bizim zaten o günlerde TV almak için herhangi bir hazırlığımız yoktu. Evde kocaman bir radyomuz var, onda da okul radyosu dışında biz yaştakiler için hazırlanan bir program yok, o programı da ben tutmadım hiçbir zaman. Yok Ali erken kalk, yok Veli dersini yapmış, Mehmet'e aferin tam zamanında okula gitmiş; bir iki dinledim, baktım çocukların durumunda düzelme yok, ben de dinlemekten vazgeçtim haliyle.
Sarı Siyah s.196 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.196 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Ödülün büyüğü evdeymiş demek ki
Eve geldim süngüm düşük. Çanta bir yana, karne bir yana. Annem karnemi aldı, evirdi çevirdi, bayağı bir inceledi, ara tatilde okuma tavsiyesini gördü öğretmen notları kısmında. Arkadaşlarınla daha iyi geçin oğlum belli ki şikâyet var, gibisinden bir şeyler söyledi annem. Gene de buna şükür, dedi kadıncağız. Hatırladığı son karne amcamın getirdiğiydi. Benim karne, amcamın karnelerinin yanında zemzemle yıkanmış gibiydi haliyle. Derslerden zayiat yok karnemde, davranışlar biraz akıl karıştırıcı, hepsi o kadar. Akşama babam geldi. Kırmızı kurdeleyi sallamayan adam, karnemi alır almaz hemen iki nota baktı; hiç unutmam. Hayır düşündüğünüz gibi değil, Türkçe öğretmeni olabilirdi; ama babamın ilgilendiği iki not oldu: Hayat bilgisi ve matematik. Onlarda hasar olmadığını görünce, ilk kez okulla ilgili bir şeyden dolayı bana, aferin dedi. Ödülün büyüğü evdeymiş demek ki; "Aferin oğlum"...
Sarı Siyah s.182 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Sarı Siyah s.182 (Ahmet Nacar / Ahmet Şerif İzgören)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



