"....Çocukluğumdan beri, insanları ağlatacak yazılar yazmak isterdim.Bu istekle yazdığım bir hikayeyi, bir dergiye götürmüştüm.Hikayemi okuyan derginin başredaktörü, çok anlayışsız bir adam olduğu için,hikayemi okurken hüngür hüngür ağlaması gerektiği halde kahkahalarla güldü; sonra kahkahadan yaşaran gözlerini silerek, "Aferin, Çok güzel.Bunun gibi daha başka hikayeler de yaz getir bize...." dedi.
Yazarlıktaki bu ilk düş kırıklığım hala sürmektedir.Ağlasın diye yazdıklarımın çoğuna, okurlarım gülüyor."
Aziz Nesin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Nesin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
03 Mart 2012
Adamı Zorla Deli Ederler (Aziz Nesin)
Dolaştığımız köylerde bişey dikkatimi çekti. Bu köylerde çok iri köpekler vardı, ama hepsi de kuyruksuzdu.
Öğretmene,
- Köylüler, "köpekler acar olsun" diye kulaklarını keser, tuzlar, biberler, yine o köpeğe yedirirler. Bunu biliyorum ama, kuyruklarının kesildiğini bilmiyordum, dedim.
Öğretmen,
- Belki de bunların cinsi böyledir, dedi.
Öğretmene,
- Köylüler, "köpekler acar olsun" diye kulaklarını keser, tuzlar, biberler, yine o köpeğe yedirirler. Bunu biliyorum ama, kuyruklarının kesildiğini bilmiyordum, dedim.
Öğretmen,
- Belki de bunların cinsi böyledir, dedi.
Aferin (Aziz Nesin)
Başmemur çantayı karakola götürdü.
Karakol iskele alanında. Ok gibi fırladım. Yüreğim, kuş olup ağzımdan fırlayacak. Merdivenleri ikişer üçer atlayıp ilk kapıyı açtım,
-Çanta!., diye bağırdım. Bir çocuğa aşı yapan doktor,
-Ne çantası? dedi.
-Benim çantam.
-Ne olmuş?
-Kayboldu.
-Ne zaman?
-Sorguyu bırak bayım, çanta nerde?
-Yukarıya bakın. Burası belediye hekimliği...Bikaç kapı daha açtıktan sonra, karakolu bulabildim. İlk girdiğim odada dört polis vardı.
Karakol iskele alanında. Ok gibi fırladım. Yüreğim, kuş olup ağzımdan fırlayacak. Merdivenleri ikişer üçer atlayıp ilk kapıyı açtım,
-Çanta!., diye bağırdım. Bir çocuğa aşı yapan doktor,
-Ne çantası? dedi.
-Benim çantam.
-Ne olmuş?
-Kayboldu.
-Ne zaman?
-Sorguyu bırak bayım, çanta nerde?
-Yukarıya bakın. Burası belediye hekimliği...Bikaç kapı daha açtıktan sonra, karakolu bulabildim. İlk girdiğim odada dört polis vardı.
Ah Biz Eşekler (Aziz Nesin)
Ama kurdun gelmesini hiç istemediğimden, yine kendini kandırmaya çalışıyormuş: Kurt değildir, inşallah değildir. Başka yer kalmadı da burasını mı buldu gelecek?.. Gözlerim iyi seçmiyor da ondan.. Çalıların gölgesini kurt sandım. Kurt yaklaşmış. Aralarında eşek adımı ile üç dört yüz adım kalmış. Eski kuşaktan eşek, Aman Tanrım, yoksa bu gelen kurt mu?. Hayır, olamaz. Olmamalıdır. Ah.. Yok, yok kurt değil... diye inlemeye başlamış. Kurtla aralarında elli adım kalınca o yine avunuyormuş: Şu karşımda gördüğüm yaratık kurt değildir inşallah... Canım, ne diye kurt olsun... Belki devedir, belki fildir, belki de başka bişey de hiçbişeydir. Ben de her şeyi kurt görmeye başladım. Kurt sırıtarak yaklaşmış yaklaşmış. Aralarında ancak birkaç adım kalınca, yaşlı eşek,
-Biliyorum, bu gelen kurt değil, evet kurt değil, ama ben şuradan azıcık uzaklaşsam kötü olmaz... demiş.
-Biliyorum, bu gelen kurt değil, evet kurt değil, ama ben şuradan azıcık uzaklaşsam kötü olmaz... demiş.
Ah Biz Ödlek Aydınlar (Aziz Nesin)
Türkiye'nin toplumsal topografyasını vermeye çalışırken, bu işi kendi insanlarımla alay ederek, onları gülünçleştirerek, yererek yaptım elbet, çok da kızdım onlara. Ama bütün bunların hepsinden daha çok, hepsinden daha üstün bir duyguyla sevdim onları. Her ne yazdımsa, halkımı gerçekten, özden severek yazdım.
"İnsanları sevmek" diye çok klişe bir söz var. Dış anlamıyla beğenmiyorum, doğru bulmuyorum bu sözü. Çünkü, insanları sevmek, halkı sevmek deyince, onları olduğu gibi, şimdiki durumlarıyla mı seveceğiz? Yani kötü olanlara kızmadan, kötülükleri hoş görerek mi seveceğiz? Hayır, ben kızarak seviyorum, ama kızmamın kökünde sevgi var. Bugünkü durumu beğenmediğim için kızıyorum. Ama öykülerime aldığım insanları çok sevdiğim için de, durumlarını değişmesini istiyor ve buna çalışıyorum.
"İnsanları sevmek" diye çok klişe bir söz var. Dış anlamıyla beğenmiyorum, doğru bulmuyorum bu sözü. Çünkü, insanları sevmek, halkı sevmek deyince, onları olduğu gibi, şimdiki durumlarıyla mı seveceğiz? Yani kötü olanlara kızmadan, kötülükleri hoş görerek mi seveceğiz? Hayır, ben kızarak seviyorum, ama kızmamın kökünde sevgi var. Bugünkü durumu beğenmediğim için kızıyorum. Ama öykülerime aldığım insanları çok sevdiğim için de, durumlarını değişmesini istiyor ve buna çalışıyorum.
Anıtı Dikilen Sinek (Aziz Nesin)
Nesin Vakfı'nın yedi yapısı vardır. Bunlardan ikisi işçi evidir; biri Nesin Vakfı'nın yönetmenevidir. Birinin alt katı ahır, üst katı yine işgören evidir. Birinin altı işgören evi, üst katı Aziz Nesin'in evidir. Dört katlı büyük yapı Nesin Vakfı çocuklarının evidir...
Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...
Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...
Arkadaşım Badem Ağacı (Aziz Nesin)
Bu kitapta Aziz Nesin'in şiirlerinden çocuklar için yapılan seçmeleri bulacaksınız.
Şiirlerinde iç dünyasının yanında dış dünyanın da sorunlarına eğilen Aziz Nesin, duygu ve düşüncelerini şiir sanatının sağladığı anlatım olanaklarıyla daha da yoğunlaştırarak okurlarına sundu.
Kendisini yetiştiren topluma olan borcunu her fırsatta vurgulayan yazarın, bu borcu ödeme çabasına şiirlerinde de tanık olacaksınız.
Yazarın ölümünden sonra, notları arasında bulunan "Oğlum" adlı bir şiiri de ilk kez bu kitapta yayımlanıyor.
Şiirlerinde iç dünyasının yanında dış dünyanın da sorunlarına eğilen Aziz Nesin, duygu ve düşüncelerini şiir sanatının sağladığı anlatım olanaklarıyla daha da yoğunlaştırarak okurlarına sundu.
Kendisini yetiştiren topluma olan borcunu her fırsatta vurgulayan yazarın, bu borcu ödeme çabasına şiirlerinde de tanık olacaksınız.
Yazarın ölümünden sonra, notları arasında bulunan "Oğlum" adlı bir şiiri de ilk kez bu kitapta yayımlanıyor.
Aşkım Dinimdir (Aziz Nesin)
Miami - 3 Aralık gününe planladıkları evliliklerini önceden kutlamak için, Bermuda adaları açıklarında yelkenli küçük tekneleriyle gezintiye çıkan Nick Yates ve nişanlısı Janet Culver, bu gezinin korkunç bir sonla noktalanacağını hiç düşünmemişlerdi. Birden patlayan fırtınada tekneleri batan ve şişme botlarına binerek kurtulan Janet ile Nick, günlerce nerede olduklarını bilmeden karayı bulmaya çabaladılar. Ancak, yanlarına aldıkları su ve bazı yiyeceklerin tükenmeye başlamasıyla kurtulma şanslarının da yok olduğunu anladılar. Kurtarıldıktan sonra, yanlarından dört geminin geçtiğini, ancak hiçbirinin kendilerini görmediğini söyleyen Janet olayı şöyle anlattı: "Nick'le birlikte günlerce dayanmaya çalıştık. Ancak yiyecekler ve
Az Gittik Uz Gittik (Aziz Nesin)
Bu kitabımın başına gelenler çok ilginçtir. İlk basımı 1959'da (6 bin), ikinci basımı 1971'de (10 bin), üçüncü basımı 1974'te (10 bin), dördüncü basımı 1976'da (10 bin), beşinci basımı 1982'de (10 bin) yapılan "Az Gittik Uz Gittik" adlı kitabımın beşinci basımı daha satışa bile çıkmadan savcılığın istemiyle toplatıldı. On bin kitap, yayınevinin deposun¬dan Sultanahmet'teki Adliye Sarayının mahzenine resmî araçla taşındı. Arkadan Ağır Ceza Mahkemesine verildim.
Aziz Dede'den Masallar (Aziz Nesin)
Aziz Dede'den Masallar, çocuk edebiyatı dendiğinde ilk akla gelen ürünlerden. içindeki dört masal, çocuklar tarafından o kadar sevildi ki, bu türün klasiklerinden biri sayıldı.
Çocukların düş gücünü zenginleştiren, onları farklı dünyaların kahramanlarıyla buluşturan masallar, Aziz Nesin'in benzersiz anlatımıyla çağdaş içeriklere kavuştu.
Bu kitaptaki masallarda, büyük gülmece yazarımız Aziz Nesin'in güçlü mizah duygusuyla toplumsal sorumluluk düşüncesini bir arada bulacak, okudukça düş ve düşünce dünyanızın geliştiğini göreceksiniz.
Çocukların düş gücünü zenginleştiren, onları farklı dünyaların kahramanlarıyla buluşturan masallar, Aziz Nesin'in benzersiz anlatımıyla çağdaş içeriklere kavuştu.
Bu kitaptaki masallarda, büyük gülmece yazarımız Aziz Nesin'in güçlü mizah duygusuyla toplumsal sorumluluk düşüncesini bir arada bulacak, okudukça düş ve düşünce dünyanızın geliştiğini göreceksiniz.
Aziz Nesin / Bütün Oyunları 3 (Aziz Nesin)
Bizim çalgılı-şarkılı oyun dediğimiz müzikallerin pek çoğu -elbet hepsi değil- boşalım tiyatrosudur. Çalgılı-şarkılı oyun özelliklerini de bozmadan, tiyatro salonundan çıktığında seyirciyi bırakmayan, ona bir değer artımı ekleyen bir oyun yazılamaz mı? Bu soruya yanıt verebilmek için bugüne dek yedi-sekiz çalgılı-şarkılı oyun yazdım.
Yazdığım çalgılı-şarkılı oyunlardan dördünü bu kitabımda derledim. Öbür çalgılı-şarkılı oyunlarımı da kitaplaştırmayı tasarlıyorum. Bu kitabımı, toplu oyunlarımı içeren dizinin üçüncü cildi olarak sunuyorum.
Aziz Nesin
Yazdığım çalgılı-şarkılı oyunlardan dördünü bu kitabımda derledim. Öbür çalgılı-şarkılı oyunlarımı da kitaplaştırmayı tasarlıyorum. Bu kitabımı, toplu oyunlarımı içeren dizinin üçüncü cildi olarak sunuyorum.
Aziz Nesin
Azizname (Taşlamalar) (Aziz Nesin)
Nesin Vakfı'nın yedi yapısı vardır. Bunlardan ikisi işçi evidir; biri Nesin Vakfı'nın yönetmenevidir. Birinin alt katı ahır, üst katı yine işgören evidir. Birinin altı işgören evi, üst katı Aziz Nesin'in evidir. Dört katlı büyük yapı Nesin Vakfı çocuklarının evidir...
Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...
Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...
Bay Düdük (Aziz Nesin)
Maçtan çıktık. Musa, fır fır öttürüp bize yol açıyor. Düzlüğe çıkınca,
-Arabaya binelim dedi.
Binelim binmesine, ama nasıl bineceğiz? Ben diyeyim beşyüz kişi, siz deyin bin kişi, araba, otobüs bekliyor. Bir boş araba geldi mi, yüz kişi birden koşuyor.
-Bize iki günde sıra gelmez.
Musa,
-Sen dur! Dedi.
Önümüzden bir taksi gerçekten, cebinden düdüğü çıkarıp fıır fıır öttürdü. Düdüğü öttürmesine, hızla giden taksi döndü, geldi önümüzde durdu. Biz taksiye bindik. İşin şaşılacak yanı, boş arabaya saldırmadı. Arabada,
-Arabaya binelim dedi.
Binelim binmesine, ama nasıl bineceğiz? Ben diyeyim beşyüz kişi, siz deyin bin kişi, araba, otobüs bekliyor. Bir boş araba geldi mi, yüz kişi birden koşuyor.
-Bize iki günde sıra gelmez.
Musa,
-Sen dur! Dedi.
Önümüzden bir taksi gerçekten, cebinden düdüğü çıkarıp fıır fıır öttürdü. Düdüğü öttürmesine, hızla giden taksi döndü, geldi önümüzde durdu. Biz taksiye bindik. İşin şaşılacak yanı, boş arabaya saldırmadı. Arabada,
Ben de Çocuktum (Çocuk Kitapları 3) (Aziz Nesin)
Dünyaya gözümü yangınla açtım. İlk anım, kapkaranlık gökyüzünü kaplamış o kıpkızıl alevlerdir. Ondan öncesini hiç anımsıyorum. Ama o ilk anı da, bütün ayrıntılarıyla kafama çakılıp kaldı. Annem uyandırdı. Sarı topuzlu pirinç karyolanın başucunda, duvarda asılı, içinde Kur' an bulunan sim işlemeli mavi atlas keseyi aldı, öpüp başına koydu. Sonra o keseyi boynuma geçirdi. Kızkardeşimi de salıncaktan kaptı.
Bir Dokun Bin Dinle (Aziz Nesin)
Benim dönemimde, benim kuşağımdan insanların ünlenmesi için çok ilginç bişey, biraz da ayıp doğrusu, hapisaneye girmesi gerekliydi. Bu ressamlar için de, şairler için de böyleydi. Ressama düşmandır bu millet, yazara düşmandır ama müzisyenin farkında değildir. O çalarken, öttürürken, bana muhalif mi değil mi, farkına varmaz. Liman sergisinde adamları orağa, çekice benziyor diye takibata uğratmışlardı. Benim dönemimde böyleydi, hatta hapisaneye girmemiş olanı yazar saymazlardı. Bu tabii devletin sisteminin ayıbıydı...
Bir Koltuk Nasıl Devrilir (Aziz Nesin)
Bir Sürgünün Anıları (Aziz Nesin)
Biz geçiyoruz.
-Geliyor, geliyor!., diye sesler duyuldu. Artık kim geliyor, kimi bekliyorlar bilemem... Tam Halkevi önüne gelince bir alkış da bize tuttular. Biz, alkışın da verdiği kuvvet ve coşkuyla, ortada ben, sağımda solumda iki candarma, uygun adımla boydan boya asfaltı geçtik, köprü başına geldik... Kalçadan adım çıkarmaktan yorulmuşum. Sıkıntıdan mı, coşkunluktan mı, sırtımdan kuyruk sokumuma doğru terlerin sızdığını duyumsadım. Candarmalardan biri,
-İyi geçtik... dedi. Öbürü:
-İyi geçtik... diye tekrarladı. Sonradan, o gün Bursa'da, Halkevlerinin kuruluşunun bilmem kaçıncı yılının kutlandığını öğrendim. Bursalılar toplanmışlar, Ankara'dan gelecek büyük birini bekliyorlarmış, gelmemiş. İsterse gelsin. Ankara'dan o gelmediyse, istanbul'dan ben geldim.Bursa'ya girişim, pek anlı şanlı oldu doğrusu.
-Geliyor, geliyor!., diye sesler duyuldu. Artık kim geliyor, kimi bekliyorlar bilemem... Tam Halkevi önüne gelince bir alkış da bize tuttular. Biz, alkışın da verdiği kuvvet ve coşkuyla, ortada ben, sağımda solumda iki candarma, uygun adımla boydan boya asfaltı geçtik, köprü başına geldik... Kalçadan adım çıkarmaktan yorulmuşum. Sıkıntıdan mı, coşkunluktan mı, sırtımdan kuyruk sokumuma doğru terlerin sızdığını duyumsadım. Candarmalardan biri,
-İyi geçtik... dedi. Öbürü:
-İyi geçtik... diye tekrarladı. Sonradan, o gün Bursa'da, Halkevlerinin kuruluşunun bilmem kaçıncı yılının kutlandığını öğrendim. Bursalılar toplanmışlar, Ankara'dan gelecek büyük birini bekliyorlarmış, gelmemiş. İsterse gelsin. Ankara'dan o gelmediyse, istanbul'dan ben geldim.Bursa'ya girişim, pek anlı şanlı oldu doğrusu.
Bir Tutam Aydınlık (Aziz Nesin)
Sevgili Okurlarım,
Bu kitaptaki yazılarımın biçoğu gelecekten haber veriyor. Bir anlamda Türkiye'nin fal kitabı. Hem de uzak geleceği değil, yakın geleceği bildiriyor. Örneğin "Devlet Devlete Karşı" başlıklı yazı, Sivas'taki insan kıyımı olayım öncesinden, tıpkı tıpkısına bildiriyor. Daha bunun gibi, olayları önceden haber veren biçok yazı okuyacaksınız bu kitapta. O olayları, yazının yayımlamamdan sonra yaşamışsak, yazarın bunu nasıl ve nerden bildiği bizi şaşırtabilir. Ama korkunç olanı şudur: Bu kitaptaki kimi yazılarda anlatılanlar dahaca yaşanmamışsa, gerçekleşmemişse, yaşanmış ve gerçekleşmiş olanlara bakarak okurlar, onların da günün birinde yaşanacağını kestirebilirler.
"Önsöz'den önceki bikaç söz"den
Bu kitaptaki yazılarımın biçoğu gelecekten haber veriyor. Bir anlamda Türkiye'nin fal kitabı. Hem de uzak geleceği değil, yakın geleceği bildiriyor. Örneğin "Devlet Devlete Karşı" başlıklı yazı, Sivas'taki insan kıyımı olayım öncesinden, tıpkı tıpkısına bildiriyor. Daha bunun gibi, olayları önceden haber veren biçok yazı okuyacaksınız bu kitapta. O olayları, yazının yayımlamamdan sonra yaşamışsak, yazarın bunu nasıl ve nerden bildiği bizi şaşırtabilir. Ama korkunç olanı şudur: Bu kitaptaki kimi yazılarda anlatılanlar dahaca yaşanmamışsa, gerçekleşmemişse, yaşanmış ve gerçekleşmiş olanlara bakarak okurlar, onların da günün birinde yaşanacağını kestirebilirler.
"Önsöz'den önceki bikaç söz"den
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim (Aziz Nesin)
Ölen için yazmanın daha bir rahatlığı var açıkçası. Bunu söylemek zorundayım. Ama şunu da eklemek isterim ki, öldükten sonra yazdıklarımı, sağlıklarında yazamazdım, yüzlerine söyleyemezdim anlamına gelmez, ki yazdıklarımın pek çoğunu ve ağırını yüzlerine de söylemişimdir. Ama ben bu insanları hemen hemen hepsini diyebileceğim kertede çoğunu seviyordum, çok seviyordum. Sevdiğim insanların sevmediğim ve bana olumsuz gelen yanlarını, ölümlerinden sonra (bibakıma arkalarından) yazmak hem kolay değil hem güzel değil. İşte ben hem kolay, hem güzel olmayan bu işi yapıyorum bu kitabımda. Peki neden? Başka türlüsünü yapamam, elimden gelmez de ondan... Herneyse, onu yazacağım.Bir de, yaşamakta olan yakınları var. Yazan elimi oldukça tutan (tek tutan) budur. Onları incitmek beni de incitir. Çünkü yakınları, ünlü ve değerli ölülerinin eleştirilmesine, olumsuz yanlarının belirlenmesine hiç dayanamazlar, ki onlara hak vermemek elde değildir.
01 Mart 2012
Biz Adam Olmayız (Aziz Nesin)
-Gürültüde yazarım da, yalnız yanı başımda birisi konuşursa yazamıyorum. Canım efendim, gürültü olmasa daha iyi değil mi? Ne hakları var sizi rahatsız etmeye, yavaş da konuşabilirler. İşte Danimarka’da, İsveç’te, Hollanda’da katiyen böyle bişey olmaz. Onun içinde adamlar ilerliyorlar. Çünkü onlarda insanın insana saygısı vardır. Bu saygı üstüne türlü örnekler de göstererek konuştu da konuştu. Terbiyesizlikti ama ne yapayım, o anlatırken başımı kâğıtlara eğip yazmaya başladım; yazmıyordum, yazarmış gibi yapıyordum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













