Turgut Özakman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turgut Özakman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Mart 2013

Binlerce Yunanlı arasında kalan 23 er

3. Alay Komutanı Yarbay Ferit gözlerine inanamadı. Binlerce Yunanlının içinde kalan 23 erden 17'si, şehit yüzbaşılarının ve arkadaşlarının cesetleriyle birlikte geri gelmişti. O korkunç kalabalığın içinden nasıl kurtulup geldiklerini anlatamıyorlardı. Anımsamıyorlardı. Gelmişlerdi işte. Yarbay hepsini öptü.

08 Mart 2013

Bir annenin ızdırabı

Teğmen Şevket Efendi'nin güncesinden:
"Uşaktan geçiyoruz. Şehrin girişinde, Sakarya Savaşı'nda şehit olan Yüzbaşı Basri Bey'in annesi oğlunu arıyordu. Bana da "Basrim nerede?" diye sordu. Sendeledim. Sarardım. Doğruyu söyleyemedim, 'Arkadaki alayda' dedim.

25 Şubat 2013

Yüreğiniz kaldıracak mı bakalım? Mutlaka okuyun!

İzmir'e yürüyen küçük kaçak grupları yiyecek istemek için yolları üzerindeki köylere uğruyor, ayak üstü birşeyler yiyip yola düşüyorlardı. Kimi yerlerde köylüler silahla karşı duruyor ya da çeteler bu kaçakları çevirip temizliyorlardı.

11 Aralık 2011

Türk gururunun ne anlama geldiğini anlamadılar

Daily Mail gazetesinde Sir Charles Tawsend'in bir demeci yayımlandı. Lloyd George'u birkaç kez uyarmış olan Tawsend şöyle diyordu:

Bu hazzı vatanın kurtuluşunda payı olanlardan başka hiç kimse duyamaz

İbrahim Ethem Bey kısa bir veda konuşması yaptı:
"Akıncı kardeşlerim! İşimiz bitti. Veda vakti geldi. Şimdi, verdiğimiz söz gereği, bir teşekkür bile beklemeden köyünüzün yolunu tutun ve sabana yapışın. Siz savaşırken köyünüz yıkılmış, eviniz yağmalanmış, aileniz kayba uğramış olabilir. Tevekkülle karşılayın. Daha acısı belki hainleri zengin hatta mevki sahibi olmuş görebilirsiniz. Bir gün, hüzmetinizi küçümseyenler bile çıkabilir.

İntikam Ateşi

Beş-on kişilik bir esir kafilesi geçti. Giysileri parça parça, dodakları şiş, yüzleri kir içindeydi. Çeşmeden su içmek istediler. Muhafız asker izin verdi. Esirler su içerken kadınlarda bir hareketlenme oldu. Birbirlerine esirlerden birkaçını göstererek fısıldaştılar. Heralde bu insan kırıntılarından bazılarını tanımışlardı.

09 Aralık 2011

Yunanlılar Eskişehir'i boşaltarak geriye çekiliyorlardı

Yunanlılar Eskişehir'i boşaltarak geriye çekiliyorlardı. Panayot'un birliği sona kalmıştı. Şehirden çıkmadan önce evleri yağmalayıp yıkıyorlardı. Savaşmayı iyice öğrenmiş olan Panayot sonunda birkaç Türk öldürebilmişti. Arka çantasına sığacak küçük ama değerli birkaç şey bulabilmek

Türkiye için yepyeni bir dönem başlıyordu

Emperyalistlerin donattığı, emperyalizmin yönlendirdiği Yunan ordusu ezilmişti. Türkiye için yepyeni bir dönem başlıyordu. Falih Rıfkı Atay 30 Ağustos zaferi için şöyle yazacaktı:
"Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu

Ölüm Çukuru

Otuz bin insan, iki Adatepe ile bu tepelerin kuzeyindeki vadiye yığılmıştı. Yunan askerleri ilerde buraya 'ölüm çukuru' adını vereceklerdi. Cephane kamyonları vuruldukça, göğe ateş fıskiyeleri yükseliyor, kulakları sakatlayan tarakalar duyuluyordu. Trikupis'in kurmaylarından Yüzbaşı Kanellopulas ilerde bugünü özetle şöyle anlatacaktı:

08 Aralık 2011

İki gündür açız, cephane de bitiyor

"Generalim! Dumlupınar'a 3 km. kadar yaklaşmıştık. Fakat bir düşman birliği önümüzü kesti. Çok çabaladık. Yolu açmayı başaramadık. Savaşmayı sürdürüyoruz ama Albay Gardikas sonuç alacağımızı hiç sanmıyor. Düşman çok sert."

07 Aralık 2011

Göçmenin derdi, bayrağının altında ölmektir, oğul

"Anam, izin ver de yola çıkayım."
"Yoo, valla bırakmam."
"Geç kalıyoruz. Yolumuz uzun."
"Biz sizi üç yıl bekledik. Şimdi biraz da siz bekleyin. Daha diyeceğim var. Ben Üsküplüyüm. Ay yıldız Üsküp'ten ayrılınca, onun peşine düştüm. Göçmenin derdi, bayrağının altında ölmektir, oğul. Beş kere göç ettim. O nereye, ben oraya. Sonunda Anadolu'ya geldik.

Kaçamayanları ve çocukları bir eve toplayıp yaktı

Suvariler toparlanmak için daha kuzeye çekilince, İkinci Kolordu karargâhı ve 9. Tümen batıya doğru yürümeye başladı. Bir Yunan öncü birliği Olucak Köyü'ne girdi. Düşmanın geldiğini gören köylüler dağa kaçtılar. Öncü, kaçamayanları ve çocukları bir eve toplayıp yaktı.

Bu iş bitti. Artık tutunamayız.

Beklenmeyen birşey oldu. Birliğinin başında olması gereken 4. Tümen Komutanı General Dimaras çıkageldi. Perişan bir hali vardı. Kendini ilk koltuğa bırakarak inledi: "Bu iş bitti. Artık tutunamayız. Karargâhım bile düşmanın elinde."

Şu Çılgın Türkler s.622 (Turgut Özakman)

06 Aralık 2011

Tınaz Tepe'yi zaptettik

Teğmen Şevket Efendi'nin ügncesinden:
"Tınaz Tepe'yi zaptettik. Çok yazık ki alay komutanımız İlyas Bey taarruzun başladığı ilk dakikalarda yaralandı. Yaralı olmasına rağmen geri gitmedi, kaldı, tepe zaptedilince atını sürüp Tınaz Tepe'nin doruğuna çıktı. Düşman geride iki top bırakmış. Bir erimiz toplardan birinin üzerine çıkarak ezan okudu:

Şimdi bunca kadın hakkını, erkek olmanın bedelini ödeme vaktidir

Uzun asker kaputlu, beyaz başörtülü Gül Hanım Dördüncü Kolordu birliklerini dolaşıyordu: "...Hiç yakınmadan silahınıza cephane, size ekmek taşıdık. Yüksünmeden siperlerinizi kazdık. Severek yaranızı yıkadık, kırığınızı sardık. Ateş altında suyunuzu yetiştirdik. Yolunuza saçımızı serdik. Şimdi bunca kadın hakkını, erkek olmanın bedelini ödeme vaktidir. Eğer bu sefer kardeşlerinizi kurtarmadan dönerseniz, bilin ki ananız da, bacınız da, yavuklunuz da hakkını helal etmeyecektir..."

Şu Çılgın Türkler s.606 (Turgut Özakman)

Bunlar hâlâ gücümüzün farkında değil

Öndeki arabada M. Kemal, Fevzi ve İsmet Paşalar vardı. M. Kemal Paşa gülümseyerek, "Fransız Başbakanı Mösyö Poincare gizli bir mesaj yollamış.." dedi, "..diyor ki: 'Eğer taarruz edip Afyon'u alabilir ve on beş gün elinizde tutabilirseniz, yakında Venedik'te toplamayı düşündüğümüz barış konferansında bu başarı, sizin için oldukça önemli bir koz olur.'"
Fevzi ve İsmet Paşalar yüksek sesle güldüler. Fevzi Paşa, "Bunlar hâlâ gücümüzün farkında değil."

Şu Çılgın Türkler s.604 (Turgut Özakman)

Savaşa beş kala roman okuyabiliyor

"Biliyor musunuz, gece Reşat Nuri Bey'in Çalıkuşu romanını okumaya başladım. Çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu'yu ve genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları, ne güzel anlatmış. Bitirince İsmet'e vereceğim. Sonra da sizler okuyun."
Mahmut Bey, "Savaşa beş kala roman okuyabiliyor.." diye düşündü, "..M.Kemal Paşa'yı, M.Kemal Paşa yapan da herhalde bu özelliği olsa gerek."

Şu Çılgın Türkler s.600 (Turgut Özakman)

05 Aralık 2011

Rüyalara son verecek sessiz yürüyüş

Yunanlılar sonsuza kadar Anadolu'da kalacakları ümidi ile çeşitli hazırlıklara girişmişlerdi. Hükümet Anadolu'da Yunan Milli Bankasının şubeler açmasını uygun görmüştü. İlk şube eyülülde Ayvalık'ta açılacaktı. İzmir'de de bir üniversite kurulması kararlaştırıldı. Türk ordusunun bu rüyalara son verecek olan sessiz yürüyüşü kesintisiz sürüyordu. Dördüncü Kolordu'dan 5. Tümen de 17 Ağustos akşamı güneye doğru yola çıktı.

Şu Çılgın Türkler s.596 (Turgut Özakman)

Hata Yapanın fena halde canını yakarım

Her şey gizli yürütülecek. Taarruz kararını, sadece tümen komutan ve kurmay başkanları bilecek. Taarruz edileceği alt kademelere cepheye iyice yaklaşılınca açıklanacak. Bütün faaliyetler olası bir düşnam taarruzuna karşı hazırlık olarak gösterilecek. Birliklerin çevresinde ve yürüyüş yolları üzerindeki köyler hemen boşaltılsın. Bu bölgeye giriş-çıkış sıkı denetim altına alınacak. Kuş uçurtulmayacak. Hata Yapanın fena halde canını yakarım.

Şu Çılgın türkler s.588 (Turgut Özakman)

04 Aralık 2011

Düşmanı uyandırmamak ve yanıltmak için mükemmel çareler bulmuşlar

Afyon karşısına üç piyade, bir süvari kolordusu yığılacaktı, yani yüz bin kadar insan ve on binlerce hayvan... Yürüyüş çizelgelerini ve uygulama esaslarını inceleyen Fevzi Paşa neşe içinde, "Düşmanı uyandırmamak ve yanıltmak için mükemmel çareler bulmuşlar" dedi. Birlikler düşmanın anlamaması için son yığınak yerine taarruzdan bir gün önce geleceklerdi.

Şu Çılgın Türkler s.586 (Turgut Özakman)