Doğan Cüceloğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Cüceloğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2015

Damdan Düşen Psikolog

https://netlioo.com/r/gdyuw
Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğunda kabilenin kadınları hep birlikte ormana çekilir, o bebeğe bir şarkı yaparlarmış. Dikkatle gözlemledikleri bebeğin karakteristik özelliklerini ve gücünü ona anlatan bir şarkı… Sonra, çok sonra bir gün, hayatla başa çıkmakta zorlanıp da kolu kanadı kırılacak olursa o şarkıyı, yani kendini hatırlasın diye, Afrikalı bebek o şarkıyı dinleyerek büyürmüş…

29 Haziran 2013

Polisler okudu, yazarlar yorumladı

Gezi olayları nedeniyle Taksim'e kamp kuran polislerin okuduğu kitapları ünlü yazarlar yorumladı.

Gezi olayları nedeniyle Taksim'deki kamp kuran polisler kitap okumaya başladı. Okuma listesinde Tolstoy'dan Umberto Eco'ya, Özdemir Asaf'tan Doğan Cüceloğlu'na birçok yazar var. Peki bu kitaplar poliste nasıl bir dönüşüm sağlar? Hangi kitap nasıl bir etki bırakır? Soruların yanıtını yazarlara sorduk.

AHMET ÜMİT: 'Polis insan hakları kitapları okumalı'

"Gösteri amaçlı da olsa polislere kitap okutulmasını çok olumlu buluyorum. Seçilen kitaplara baktığımız zaman gelişigüzel bir seçim var. Burada bir sivil itaatsizlik eylemi var, polis göstericinin karşısında durmaya çalışıyor. Ki polisin durumu da çok zor. Bu anlamda, bu sorunların çözümüne yönelik kitaplar değil. Gezi olaylarında 4 insanımız öldü, 11 insanımızın gözü kör oldu. 600 yaralı var. Polisin insan hakları konusunda duyarlığa ulaşması lazım. Polis özellikle insan hayatının çok değerli olduğu konusunda eğitilmeli. Bu anlamda Dostoyevski'nin kitapları çok önemli. Çünkü merhamet ve vicdan meselesi çok derindir. Hıfzı Topuz'un 'Başın Öne Eğilmesin' kitabı yararlı olabilir. Kitap Sabahattin Ali'nin hayatını anlatır ve Sabahattin Ali de ne yazık ki karanlık güçler tarafından, devlet tarafından öldürülen bir yazarımızdır. Umarım devlet güçleri olan polislerin, devlet tarafından öldürülmüş bir adamın psikolojisini anlaması açısından bir yararı olur. 'Beynine Format At', bu kitabı bilmiyorum eğer kitabın amacı, sağlıklı düşün, öfkene kapılma, durumları doğru değerlendir ise bir yararı olur."

29 Aralık 2011

Başarıya Götüren Aile (Doğan Cüceloğlu)

Sınav Döneminde Anababalık Bu kitap, çocuğunun başarılı olması için, "Çok çalış oğlum/kızım," demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir şeyler yapmak isteyen anababalara yol göstermek amacıyla yazıldı. Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir. Başarıya Götüren Aile, sınav döneminde çocuklarına destek olmak için doğru ve etkili yöntemler arayan tüm anababalara kılavuzluk edecek.

Bir Kadın Bir Ses / Türkiye'de Bir Kadının Varolma Savaşı (Doğan Cüceloğlu)

Doğan Cüceloğlu’un elinden sıradışı bir yaşamöyküsü.. Bu kitap, bir kadının, üstelik Toroslar’ın bir köyünde doğan bir kadının, hayatının her evresinde karşılaştığı zorluklar, engeller, acılar, kısaca hayat karşısındaki direnişini anlatmaktadır. Okuyabilmek için on üç çocuklu babayı ikna etmek gerekiyordu; üstelik o bir kız çocuğuydu ve o yörede kız çocukları okutulmazdı. Çözüm erkek gibi olmaktı; saçlar kısacık, altında pantolon, ayakta postallar, adımlar rap rap... Bu sefer de komünist diye askeri mahkemede yargılanmalar.. Kendisine bir kez bile adıyla

İçimizdeki Biz (Doğan Cüceloğlu)

İçimizdeki Biz, yaşamımızdaki dayanışma gerçeğinin temelidir. Bu gerçeği yaşayan insanlar birbirlerine güven duyarlar. Aile yaşamı, komşuluk ilişkileri, ekonomik ve politik yaşam bu güven üstüne kurulur. Böyle bir toplumda trafik ışığında motoru stop eden arabanın sürücüsüne yardım eli uzanır; çocukların ve toprağın geleceğine sahip çıkılır. Evlerin içi kadar sokakların ve kentlerin temizliğine de önem verilir. Dayanışma bilincinin olmadığı yerde, Sen-Ben Anlayışı hakimdir. Evrendeki dayanışma gerçeğinin fark edilmesi BİZ Bilinci'nin temelini oluşturur.

İçimizdeki Çocuk (Doğan Cüceloğlu)

Bu kitap, içinde yetiştiğiniz ailenin ve yakın çevrenin sizin iç dünyanızı ve şimdiki duygu, düşünüş ve davranışınızı nasıl etkilediğini incelemektedir.

İnsan İnsana Sohbetler (Doğan Cüceloğlu)

Doğan Cüceloğlu'nun hazırlayıp sunduğu, Polat Doğru'nun yapımcılığını üstlendiği insan İnsana adlı TV programının konuklarıyla gerçekleştirilen birbirinden keyifli ve zengin sohbetler, birer metne dönüştü ve elinizdeki kitapta bir araya geldi. Kendi yaşamlarını emek, azim ve irade üzerine kuran on bir konuk ile Doğan Cüceloğlu, hayata ve her şeye dair konuştu.
Her satırında "insan"ı hissedeceğiniz sohbetler; dünyaya, yaşama ve kendinize bakışınızı zenginleştirecek.

İnsan ve Davranışı (Doğan Cüceloğlu)

Bu kitap her çağdaş insanın bilmesi gereken modern psikolojinin temel kavramlarını ilk kez Türk bilim adamlarının katkılarıyla ve Türk toplum yapısının özellikleriyle kaynaştırarak sunmaktadır. Bu kitap Türkiye'de psikoloji alanında büyük bir boşluğu dolduracak ve uzun yıllar boyunca öğrencilerin yararlanacağı vazgeçilmez temel bir kaynak olacaktır.

İnsanı Ararken Damdan Düşen Psikolog (Doğan Cüceloğlu)

Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğunda kabilenin kadınları hep birlikte ormana çekilir, o bebeğe bir şarkı yaparlarmış. Dikkatle gözlemledikleri bebeğin karakteristik özelliklerini ve gücünü ona anlatan bir şarkı...

Sonra, çok sonra bir gün, hayatla başa çıkmakta zorlanıp da kolu kanadı kırılacak olursa o şarkıyı, yani kendini hatırlasın diye... Afrikalı bebek o şarkıyı dinleyerek buyurmuş...

Günün birinde o şarkıyı tekrarlayamayacak kadar kendine inancını yitirdiğinde, onu tanıyan

Keşke'siz Bir Yaşam İçin İletişim Donanımları (Doğan Cüceloğlu)

"Keşke çocuğumla daha çok zaman geçirseydim!"
"Keşke vicdanımın sesini dinleseydim!"
"Dilim tutulsaydı da keşke söylemeseydim!"
Ne kadar sık duyarız 'keşke' sözcüğünü. "Şimdi bildiğimi keşke gençliğimde bilseydim!" diyen kişi, verdiği yanlış kararlardan duyduğu pişmanlığı dile getirir. Haksız mı? Bize verilen şu ömürden başka neyimiz var? 'Keşke'siz bir yaşam için kim olduğunu ve ne istediğini bilmek yetmez; varoluşunu yaşamayı ve paylaşmayı da bilmek gerekir. Bir düşünün: Pişmanlıklarınızın çoğunun insan ilişkilerinden

Korku Kültürü Niçin 'Mış Gibi' Yaşıyoruz? (Doğan Cüceloğlu)

Bir toplumda "korku kültürü" egemense, orada ne ‘gerçeğe koşulsuz saygı’ vardır ne de ‘can’ önemsenir. Her şeyde olduğu gibi bilimsel düşünce de gelişemez ve hayatlar ancak ‘mış gibi’ yaşanır.

Doğan Cüceloğlu, oğlu Timur ve öğretmen Arif’le bir Türkiye yolculuğuna çıktı. Bu yolculukta, "Niçin ‘mış gibi’ yaşıyor ve bunu sürdürüyoruz?" sorusuna yanıt aradı ve ‘mış gibi’liğe neden olan durumları irdeledi.

Cüceloğlu şimdi okurlarına soruyor: Bizimle

Mış Gibi Yaşamlar (Doğan Cüceloğlu)

Ne demek ‘mış gibi’ yaşam? Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek. "Böyle insanlar var mı?" diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz. Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan

Onlar Benim Kahramanım (Doğan Cüceloğlu)

Şikâyet yarışçısı olmayan gizli kahramanların öyküsü…
Abartmayan, alçakgönüllü ve hoşgörülü insanlar, kişisel bütünlük içinde yaşama hizmet etmekten mutluluk duyar.
Şikâyet yarışçısı olmayan bu insanları duymayız ama toplum dengesini onlar sayesinde korur. Onlar, gizli kahramanlardır.
Bu kitap, iki gizli kahramanın yaşamöyküsünü anlatıyor.

Yeniden İnsan İnsana (Doğan Cüceloğlu)

İnsan, ilişkileri içinde sürekli olarak "yeniden tanımlanan" bir varlıktır. Doyumlu ve mutlu bir yaşam için kendinizi yeniden tanımlamada kullanacağınız bilgi ve becerileri, Yeniden İnsan İnsan'da bulacaksınız.

İyi Düşün Doğru Karar Ver (Doğan Cüceloğlu)

Timur, üniversiteli bir gençtir; sevdiğince reddedildiği ve kendini değersiz gördüğü hüzünlü bir günde, olgun ve sevecen bir bilge kişi, Yakup Bey, ona "Merhaba" der. Bu merhabalaşmadan bir dostluk doğar. Timur, çoğu kişi gibi, kendinden beklenen yaşamı sürdürmektedir; bu yaşam, kendi duygu, düşünce ve inandığı değerlerle uyuşmasa bile! Aslında, kendi duygu, düşünce ve değerlerinin ne olduğu üzerinde hiç düşünmemiş; bu nedenle de, istediği hayatı yaşama gücünü ve iç özgürlüğünü kendinde bulamamıştır... Yakup Bey, kafası karışık bu gence, inandığı değerleri

Yetişkin Çocuklar (Doğan Cüceloğlu)

Yine "İyi Düşün Doğru Karar Ver"in kahramanları olan Timur ile Yakup Bey'in ilişkilerin dokusu içinde, aile ortamı ve çocuk yetirtirme üzerine günlük yaşamda karşılaştığımız olayları öyküleştirerek, hatalı davranışlarımı bize net olarak gösteren, kendimizi daha yakından görmemize ve tanımamıza olanak veren bir kitap.

26 Ekim 2010

Helal - Doğan Cüceloğlu (Mutlaka Okuyun)


Amerika’dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, “helal” dedim. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı.Anlatmaya çalıştım. Amerika’da yirmi beş yıl bulunmuş, orada üniversite düzeyinde ders vermiş birisi olarak kavramın bizdeki anlamını veremediğimin farkındaydım. Daha doğrusu Amerikan İngilizcesinde bu denli güçlü bir kavram bulamıyordum. Benim anlatımım yüzeysel kalıyordu; benim dilimdeki o vurucu gücü hiç ifade edemiyordu.“Helal” kavramını daha iyi anlatabilmek için “haram” kavramını anlatmaya çalıştım. Suyu ben verdim; verdiğim suyu helal ediyorum, bu sana haram değil, sana bir kötülük olmasın, suyumu helal ediyorum, diyerek niyetimi belli ettim. Bu niyet önemli. Bildiğim bir öyküyü anlattım.Tanıdığım genç kız evlenmeden önce mobilyacıları geziyor ve güzel bir koltuk takımı görüyor. Bu takımı satan kişi belirli bir fiyattan aşağı inmiyor. Genç kız bu takımı çok beğendiğini belli ettiği için çok pişman; beğendiğim için fiyatı yükseltti ve pazarlık gücümü kaybettim, diye düşünüyor.Bütün çabalarına rağmen fiyatı düşüremeyince genç kız, peki, alıyorum, ama hakkımı sana helal etmiyorum, diyor. Adam soğukkanlılıkla, Hanım kızım, o zaman bu koltuk satılık değil, sana satmıyorum, diyor. Üniversite bitirmiş, modern kız, niye satmayacakmışsınız, parasını veriyorum ya, gayet tabii satacaksınız, diyor. Adam gayet sakin, artık satılık değil, diyerek sırtını dönüp o yokmuş gibi davranıyor.Ve bu çağdaş Türk kızı kulaklarına, gözlerine inanamıyor. Ağlayarak babasına gidiyor; durumu anlatıyor. Baba, kızım sen ne yaptın, esnafa öyle konuşulur mu, diyerek devreye giriyor. Yanına bir de tanıdığı müftüyü alarak mobilyacıya gidiyor. Neticede genç kız babasının ve müftünün şahitliğinde, “verdiği parayı canı gönülden helal ettiğini,” ifade ederek istediği mobilyayı satın alabiliyor.Bu genç kız o dönem asistanım olarak çalışıyordu, bu öyküyü tüm ayrıntılarıyla biliyorum. Amerikalı misafirime bu öyküyü anlattım. Benim su içmemle bunun ne alakası var, gibisinden baktı.Suyu sana helal ediyorum, için rahat olsun dedim. Helal etmesen ne olur, dedi. “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin” anlayışından söz ettim. Dikkatle dinledi. Bu dediğin bir değer olarak yaşıyor mu, yoksa bir slogan gibi konuşulan alışkanlık haline gelmiş bir söz mü, diye sordu.Ne fark eder eder, diye sordum.Gerçekten bir değer olarak yaşıyorsa sizin ülkenizde rüşvet ve hak yeme olmaması gerekir, insanların birbirini kazıklamadığı bir toplum olmanız gerekir, diye düşünüyorum dedi.Yüzüne baktım. Göz göze bakıştık. Yalan söyleyemedim. Biz dedim, yalan söyler, kazık atar ve hak yeriz. Ama dürüstlüğü dilimizden hiç düşürmeyiz. Güçsüzsen, arkan yoksa, sıradan bir vatandaşsan, bu ülkede hakkını araman çok zor, hakkını elde etmen daha da zor. Örneğin, rüşvet vermeden bir inşaat ruhsatı alman mümkün değildir. Ve bunu herkes bilir. Rüşvet alanların çoğu oruç tutar, rüşvet alan belediyeler ramazanda iftar sofraları kurar. Ve bu sofralarda hakkını helal etmekle ilgili konuşursan, Yüce Allah’ın “karşıma kul hakkıyla çıkmayın,” dediği bir dinimiz olduğu söylenir. Bunu rüşvet alanlar söyler. Söylediğimiz yalana inanana enayi olarak bakarız ve onu kazıklamaya hak kazanırız. Ama senin içtiğin suyu helal etmeyi de ihmal etmeyiz.Peki, neden böyle, diye sordu.Çünkü biz inanırmış gibi konuşmaya önem veririz, ama konuştuğumuz gibi yaşamaya önem vermeyiz, dedim. “Mış Gibi Yaşamlar” adında bir kitabım olduğunu ve orada anlattığımı söyledim. Mış gibi tanımını anlamakta zorlandı, ama sonunda anladı.Neden mış gibi, diye sordu. Güldüm, çok sorma, suyumu haram ederim, dedim.


31 Mayıs 2010

Savaşçı (Doğan Cüceloğlu)


Her insanın gönlünün bir yerinde, çok derinlerde bir istek vardır: anlamlı ve coşkulu bir şekilde yaşamak. Bu isteği gerçekleştirmek kolay değildir; önce anlamlı ve coşkulu bir yaşamı hak etmek gerekir. Hak edebilmek için kişin kendi içindeki olumsuzluklarla güçlü bir savaş vermesi gerekir.

Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin SAVAŞÇI kitabında böyle bir savaştan söz ediyoruz. Söz ediyorum değil, söz ediyoruz; çünkü kitabı Arif Bey'le beraber oluşturduk. Arif Bey kimdir? Arif Bey, bu kitapta benimle konuşan bir sınıf öğretmeni. O beni bulmadı, aslında ben onu buldum. Uzun zamandır öğretmenlere ulaşmak, onlarla bir diyalog başlatmak gereksinmesi duyuyordum. Arif Bey'i böyle bir arayışın sonucunda buldum. Arif Bey'in yüreğinde sıkıntı var. Çabalıyor. Anlamak istiyor, yapmak istiyor. Destek bulamıyor. Ve yalnız!…
Savaşçı/ Remzi Kitabevi/ 1999
Savaşçı kitapı lise gençlik yıllarımın önemli kitaplarındandır. Uzun bir süre hiç elimden düşürmediğim, artık onunla bütünleştiğim bir kitap. Bir arayış içinde olan herkesin kitabı. Her ne kadar kişisel gelişimi uzun süre okuyan insanlar için kişisel gelişim bir kısır döngü haline gelse de, içindeki ilk kıpırtıyı kaybetmeyen, heyecanlı, azimli, özellikle de eğitimci insanların kitabı...