Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2016

Elveda Güzel Vatanım

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam:

Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru:
Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…

Yazar: Ahmet Ümit
Yayınevi : Everest Yayınları - Roman Dizisi

20 Mart 2016

23 ;Nisan'da Çocuğunuza İmzalı Bir Kitap Hediye Edin!

https://netlioo.com/r/giwpp 

Ahmet ÜMİT ve Ayşe KULİN, kitaplarını çocuğunuzun adına imzalıyor. Detaylar için TIKLAYIN

https://netlioo.com/r/giwpp

Ahmet ÜMİT ve Ayşe KULİN, kitaplarını çocuğunuzun adına imzalıyor. Detaylar için TIKLAYIN

24 Ekim 2013

Polisiye roman 'ileride sinemaya aktarılabilir' düşüncesiyle mi yazılmalı?

Polisiye romanla sinema arasında benzerlikler vardır. O benzerliklerin en önemlisi kurgudur. Sinemada da, polisiye romanda da kurgu çok önemlidir. Sarkmayan bir kurgu, mantıksız olmayan bir kurgu, insanların ilgisini sürekli derleyen, sürekli toparlayan bir kurgu gerekir. Bu nedenle de sinemacılar polisiye romanlara hep ilgi gösterirler. Ama bu filim olacak diye bir polisiye roman yazmak o romana baştan ihanettir. Çünkü sinemanın kuralları ya da filmin kuralları farklıdır, görseldir orada, görüntülerle bir hikaye anlatırız biz filimde. Oysa romanda sözcüklerle anlatırız. Dolayısıyla siz eğer baştan benim romanım filim olsun diye yazmaya başladıysanız, kendi eserinize ihanet etmiş olursunuz. Çünkü gelecekte ne olacağını bilmiyoruz. Belki de bambaşka bir sanat dalı çıkacak üçüncü bin yılda. Sinema falan hiç birşey kalmayacak. Ve sizin yapıtınızdan etkilenerek öyle bir sanat dalına katkıda bulunacaksınız. Bu yanlış birşey olur açıkçası.

Ahmet Ümit / Yazar

Polisiye romanın kaç sayfa olacağı nasıl belirlenir?

Kitabın kaç sayfa olacağını söylemek oldukça zor. Evet kafamda aşağı yukarı bir sayfa adedi oluşur yani anlatacağım olayların yoğunluğu, karakter sayısı, bütün bunlar kaç sayfa yazabileceğim konusunda bana bir fikir verir. Ama bazen öyle bir açılır ki herşey umduğumun çok üzerinde yazabilirim. Bazen de diyelim ki üçyüz elli sayfa yazmışımdır ve dönüp baktığımda elli sayfanın gevezelik olduğunu farkederim ve o elli sayfayı acımadan atarım. Önemli olan çünkü romanın kendi kıvamında olmasıdır. O fazlalıklar romanı ağırlaştırır. Tadını kaçırır. O nedenle baştan, aşağı yukarı bu kadar olur, iki yüz sayfa olur, üç yüz sayfa olur desem bile o bir değişkenlik taşır açıkçası.

Ahmet Ümit / Yazar

Polisiye roman ne kadar sürede yazılır?

Ben genel olarak romanlarımı iki yılda bitiririm. Bir yıl araştırma dönemidir. Romanımın konusu, romanın geçtiği tarihsel dönem, romanımdaki karakterler ve bu karakterlerin meslekleri üzerine araştırma yaparım. Bir yıl kadar sürer bu araştırma. Röportajlar, olayın geçtiği yeri görmek, olay hakkında bilgiler toplamak, bütün bunların hepsi bu araştırmaya dahildir. Aynı zamanda kurguyu tamamlamak da buna dahildir.

İyi ve kötü polisiye roman arasında ne tür farklar var?

Polisiye romanı insanlar riske girmeden gerilim duygusunu yaşamak için okurlar. Yani insanın içerisinde bir heyecan vardır. Gerçek bir cinayetle yüzleşmek, gerçek bir cinayetin kurbanı olmak ya da gerçek bir cinayet işlemek çok riskli birşey. Ama bunu hiç riske girmeden bir romanda okumak eğlenceli birşeydir. Sadece korkarsınız belki biraz, onun dışında hiç birşey yok. Bu nedenle de polisiye romanlar Türkiye'de değil ama dünyada çok okunur ve insanların ilgisini çeker. Sadece bunu anlatan romanların, polisiye romanların, çok iyi romanlar olduğunu söyleyemeyeceğim ben. Bence iyi polisiye roman, tıpkı iyi roman gibi, normal roman gibi, insanı anlatan romandır.

Polisiye roman yazmak diğer edebiyat türlerine göre daha mı zor?

Bence iyi polisiye roman yazmak, iyi bir roman yazmaktan çok daha zordur. Şu nedenle zordur: yani siz belli kurallara uymak zorundasınız. Yani adeta şöyle, sağ elinizi bağlıyorlar, sol elinizle yemek yiyeceksiniz ve üstünüze dökmeden yiyeceksiniz. Öteki adam iki eli serbest bir şekilde, normal roman yazarı yemeğini yiyor efendi efendi üstüne dökmüyor, siz sol elinizle yemek yiyorsunuz. O yüzden çok zordur iyi polisiye roman yazmak. Zaten iyi polisiye romanlar da unutulmaz tarihe kalır.

23 Ekim 2013

Polisiye romanda karakterleri oluştururken nelere dikkat edilir?

Esas dikkat etmemiz gereken şey gerçekliğe uygunluktur. Bu nedenle insanları doğru gözlemlemek gerekir. İnsanları çok iyi tanımak gerekir. Aslında bütün edebiyatçıların ya da bütün sanatçıların bunu yapması gerekir. Çünkü sanat sonuçta insana yönelik birşeydir. Yani dünyayı daha iyi bir yere getirmek, insanı daha iyi bir varlık haline sokabilmek için uğraşılır. Bu nedenle tabi polisiye romanda biraz daha uç karakterler orataya çıkar. Ne gibi? Katil gibi... Ne gibi? Kurban gibi... Ne gibi? Polis gibi... Veya savcı gibi, dedektif gibi... Daha uçlardadır, cezai sorumluluğu olan bir yapı vardır. Daha sert olabilir. Daha trajik olabilir ölüm olduğu için. O nedenle de bu uçtaki karakterlerin doğru anlatılması gerekir.

Polisiye romanda akıcılık sağlamanın püf noktaları nelerdir?

Her bölüm bir başka bölüme açılan bir kapı gibi olmalı. Öyle bir ev düşünelim, eve giriyorsunuz, evin içinde merak ettiğiniz birşey var. Bulmanız gereken birşey var. Ama giriyorsunuz o odada bulurum diye fakat bir bakıyorsunuz ki odada yok. Ama o odada bir kapı var. O kapı sizi başka bir odaya götürüyor. Böylelikle siz öteki odaya geçiyorsunuz. Aradığınız şeyi bulmak için... Halbu ki öteki odada da malesef o yok. Bir başka kapı var. Veya kapı yok bir geçit var ve siz o geçiti arıyorsunuz ve buluyorsunuz. Ordan başka bir odaya geçiyorsunuz. Bu artık kapı değil belki de bir pencere, belki de bir gizli geçit veya bir yangın merdiveni...

Polisiye roman yazarken sonunu önceden bilmek şart mı?

Polisiye roman dediğimiz şey aslında çok bilinmeyenli bir denklemdir. Nasıl ki denklemde sayılar ve işlemler varsa, polisiye romanda da olaylar ve insanlar vardır. Yani polisiye romandaki denklem, insanlardan oluşur. Sayıların yerini insanlar almıştır. İşlemlerin yerini de olaylar almıştır. Dolayısıyla böyle bir denklem olduğu için mutlaka sonunu bilmeniz gerekir. Yani siz romana başlamadan önce romanın hikayesini, romanın konusunu, romanın akışını tasarlamış olmanız gerekir. Eğer bunu tasarlamazsanız, romanın yarısında işler sarpa sarabilir ve çuvallayabilirsiniz. O nedenle ben mutlaka ve mutlaka romanın sonunu bilirim.

Polisiye romanın olay örgüsünü kurarken nelere dikkat edilir?

İyi polisiye roman hem iyi roman özelliklerini taşır hem de çok zekice kurgulanmalıdır. Bu anlamda da öteki romanlarda bazı şeylerin ucu açık kalabilir ama bir polisiye romanda hiç birşeyin ucu açık kalamaz. Biraz önce söylediğim gibi yani size bir denklem sunduklarında siz bilinmeyen x, y, z bunların hepsinin yanıtını vermek zorundasınız. Yoksa o denklemi çözemezsiniz ve öğretmenden kırık not alırsınız. Polisiye roman da böyledir. Eğer biz bir karakteri anlattıysak veya bir olayı anlattıysak bunu mutlaka bir yere bağlanması gerekir. Açıkta kalamaz. Dolayısıyla polisiye romanın başlarda merak uyandıran birşey yaratması lazım. Örneğin bir ceset bulunur ve bu ceset kimdir sorusuyla başlar herşey. Sonra, bu ceseti kim öldürmüş olabilir, sorusuna geçeriz. Bu temelde okur bunu büyük bir merakla takip eder. Bu merakla takip ederken biz arada saçma sapan şeyler söylersek okurun merakı kaybolur ve romanı izlememeye başlar.

Polisiye roman konusu nasıl bulunur?

Aslında polisiye roman konusu, normal roman konusu gibidir. Hayatın içinden gelir. Beni daha çok ilgilendiren tabi cinayet ve suç olduğu için gazetenin üçüncü sayfa haberleri de etkili olur. Ama sadece gazetenin üçüncü sayfa haberleri değil. Aynı zamanda yakınlarımdan duyduğum bir hikaye, bir filmdeki bir enstantene, başka bir romandaki bir hikaye düşüncelerimi açar ve beni esinler. Böylece konuyu seçerimi.

22 Ekim 2013

Polisiye roman için ön hazırlık yaparken nasıl araştırma yapılır?

Bir cinayet işleniyorsa, bu cinayet neden işlendi meselesi çok önemlidir. Bunu anlatmak için de ya da anlamak için de o toplumun kültürünü öğrenmeniz gerekir. Yani eğer Mevlana'yı anlatacaksam ben,Mevlana'nın yaşadığı 13. yüzyıl Anadolu'sunu bilmem gerekir. O dönemde Selçuklu Devlet Yönetimi nasıldı bunu bilmem gerekir. O dönemde din neydi, Konya'da neler yaşanıyordu bunu bilmem gerekir. Bunun için de çok sağlam bir araştırma yapmam gerekir. Sadece kitaplar okumak yeterli değil. Aynı zamanda o mekana gitmek gerekir.

29 Haziran 2013

Polisler okudu, yazarlar yorumladı

Gezi olayları nedeniyle Taksim'e kamp kuran polislerin okuduğu kitapları ünlü yazarlar yorumladı.

Gezi olayları nedeniyle Taksim'deki kamp kuran polisler kitap okumaya başladı. Okuma listesinde Tolstoy'dan Umberto Eco'ya, Özdemir Asaf'tan Doğan Cüceloğlu'na birçok yazar var. Peki bu kitaplar poliste nasıl bir dönüşüm sağlar? Hangi kitap nasıl bir etki bırakır? Soruların yanıtını yazarlara sorduk.

AHMET ÜMİT: 'Polis insan hakları kitapları okumalı'

"Gösteri amaçlı da olsa polislere kitap okutulmasını çok olumlu buluyorum. Seçilen kitaplara baktığımız zaman gelişigüzel bir seçim var. Burada bir sivil itaatsizlik eylemi var, polis göstericinin karşısında durmaya çalışıyor. Ki polisin durumu da çok zor. Bu anlamda, bu sorunların çözümüne yönelik kitaplar değil. Gezi olaylarında 4 insanımız öldü, 11 insanımızın gözü kör oldu. 600 yaralı var. Polisin insan hakları konusunda duyarlığa ulaşması lazım. Polis özellikle insan hayatının çok değerli olduğu konusunda eğitilmeli. Bu anlamda Dostoyevski'nin kitapları çok önemli. Çünkü merhamet ve vicdan meselesi çok derindir. Hıfzı Topuz'un 'Başın Öne Eğilmesin' kitabı yararlı olabilir. Kitap Sabahattin Ali'nin hayatını anlatır ve Sabahattin Ali de ne yazık ki karanlık güçler tarafından, devlet tarafından öldürülen bir yazarımızdır. Umarım devlet güçleri olan polislerin, devlet tarafından öldürülmüş bir adamın psikolojisini anlaması açısından bir yararı olur. 'Beynine Format At', bu kitabı bilmiyorum eğer kitabın amacı, sağlıklı düşün, öfkene kapılma, durumları doğru değerlendir ise bir yararı olur."

11 Mart 2013

Bab-ı Esrar (Ahmet Ümit)

"Ahmet Ümit´ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için... Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...
Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ
Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.
Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...

Bu kitabı satın almak için tıklayın

İnsan Ruhunun Haritası (Ahmet Ümit)

Edebiyat insan ruhuna yapılan bir yolculuktur.

"İnsan ruhu mükemmel değil. Hiçbirimizin ruhu salt iyilikten, salt güzellikten, salt yücelikten oluşmuyor; hiç kimse masum değil, hiçbir zaman da değildi. Bakmayın geçmişteki yaşamların daha anlamlı olduğunu söyleyenlere, biz her zaman böyleydik. Şeytan ve melek, cellat ve kurban, kurnaz ve saf, yaratıcı ve yıkıcı, cesur ve korkak..."

Bu kitabı indirimli satın almak için tıklayın

26 Şubat 2013

Sultanı Öldürmek (Ahmet Ümit)

"Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?"

Ahmet Ümit'in Nisan ayında yayınlanacak romanı Sultanı Öldürmek bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri "Ulu Hakan"ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?