Kashna Felsefesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kashna Felsefesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2013

Kashna Felsefesi (Erdal Demirkıran)

Kashna, özgün olmayı önerir ve bütün cendereleri reddeder. Başkalarının anlattıklarını küçümsemez ama akla uygunluğundan emin olduğu evrensel ger¬çekleri esas alır, böyle olunca da itirazlar hükümsüz kalır. Sözgelimi barış, kötü niyetli olmayan herkesin aklına uy-gundur; buna itiraz eden komik olur. Bu arada Kashna, bütün dünyanın aynı anda yanılabileceğini hatırlatan tek felsefedir ve kabul eder, herkesin ve her şeyin doğru ola¬bileceği gibi yanlış da olabileceğini.

Kashna Felsefesi s.109 (Erdal Demirkıran)

Bu kitabı indirimli satın almak için TIKLAYIN

23 Aralık 2012

Bilince Tadı Kaçar

Bir konu hakkında birçok şeyi öğrenince o konu cazibesini yitirir artık; yani öğrenme süreci bitince ya da öğrenilebilecek bir şey kalmadığı zannedilince tutku, sıradan bir sevgiye dönüşür ve zamanla da yok olur.

Bkz: Biten evlilikler, süregiden flörtler...

Kashna Felsefesi s.235 (Erdal Demirkıran)

Sevilmenin Tek Yolu

Sevgiden bahsedince sana sevilmeyi de öğretmem gerek¬tiği düştü aklıma. Bunu yapacağım ve eminim ki kimse de bu kadar yalın bir dille anlatmamıştır bunu sana. Öyleyse zaman hiç zaman kaybetmeyelim de konuya geçelim.

İnsanların iletişime, kendilerini anlatmaya ne kadar aç ol¬duklarını görmek istersen herhangi birine gülümseyerek bir adres sor ve seyret olanları. Sana o adresi bütün de¬taylarıyla anlatacaktır. Bu ciddi bir ipucudur; insan konuş¬mak ister. O hâlde sevilmenin birinci ve tek yolu, insanlara kendilerini anlatma fırsatı vermektir. İtici olmanın birinci ve tek yolu ise kimseye konuşma imkânı vermemektir. Bunu kendine bakarak da anlayabilirsin. Sen ne kadar anlaşıl¬mak ve konuşmak istiyorsan herkes de o kadar istiyor.

Kashna Felsefesi s.222 (Erdal Demirkıran)

İnsan Denen Mahluk

Allah 'yeryüzü' adında bir sofra kurmuştu ve bütün canlıları davet etmişti. Herkes uslu uslu yemeğini yerken sadece insan dağıtmıştı sofrayı ve inatla da sürdürüyordu döküp saçmayı.

Kashna Felsefesi s.218 (Erdal Demirkıran)

22 Aralık 2012

Aklından Çıkmayandır Aşk

Bir şey aklından çıkmıyorsa ona âşıksındır işte. Peki, nedir o aklından çıkmayan? Kendinden başka nedir senin için unutulamayan? Ayağına kramp girse dünyadan vazgeçiyorsun! Bu heyecan, bu korku, bu vazgeçiş ne adına sence? Gerçekçi ol hadi! Sen de tıpkı diğerleri gibi yalnızca ve sadece kendine âşıksın; nereye gidersen git, ne yaparsan yap hiç çıkmıyorsun aklından, yalan mı?

Kashna Felsefesi s.210 (Erdal Demirkıran)

Uykuya Dair Kısa Bir Not

İnsan iki duygudan biriyle yoğun olarak karşılaştığında ta ki o yoğunluk bitene kadar en derine gömer uykusunu. Bunlardan birisi 'ölüm korkusu'dur, diğeri de 'aşk'. Aslında ikisini de tek bir duyguyla özetleyebiliriz: 'Aşk'. Çünkü senin 'ölüm korkusu' dediğin yaşama aşkından başka bir şey değildir.

Kashna Felsefesi s.192 (Erdal Demirkıran)

Sen Hiç...

Sen hiç, herhangi bir hastaneye gidip veznenin yanında dikildin mi? O adamın çıkışmayan parasından sebep, çocuğunu çıkarmak için nasıl çırpındığını gördün mü? O an ona yaklaşıp gülümseyerek parasının eksiğini tamamladın mı?

Sen hiç, otoyolda gişede durup tanımadığın hâlde 'Arkadaki arabanın parasını da benden alın.' dedin mi? Sonra adamın sana yaklaşıp hayretler içerisinde teşekkür ettiğini gördün mü?

Sen hiç, bir dilenciden borç para istedin mi?

Kashna Felsefesi s.185 (Erdal Demirkıran)

21 Aralık 2012

Bana Işık Lazımsa Ben Güneşi İsterim

Anıların bile ürkütsün insanları, geldiğin gibi gitme! Tozu dumana kat geçip giderken. Hayatını anlatılanlarla değil bildiklerinle yaşa! Bir şeyi yaparken en iyisini yap mutlaka! Cehennemde yanarken bile en iyi sen yan mesela! Eğer en büyük anın tavlada attığın düşeşse biraz düşünmelisin!

Kashna Felsefesi s.182 (Erdal Demirkıran)

20 Aralık 2012

En Fazla 100 Yıl Kaldı

Yüz yıl sonra ağaçlar ve bazı hayvanlar dışında, şimdi canlı olan her şey ölmüş olacak. Şu anda yeni doğmuş bir bebekten, 100 yaşındaki dedeye kadar herkes, her insan ölmüş olacak ve yerine yenileri gelecek. Şimdi yaşayanlarla hiç alakası olmayan yepyeni insanlar...

Kashna Felsefesi s.181 (Erdal Demirkıran)

19 Aralık 2012

Ben Mükemmelim

İnanarak 'Ben mükemmelim.' dediğinde bu ifade seni köşeye sıkıştıracak ve en iyiyi üretmeni sağlayacak çılgın bir cümledir. Da Vinci'yi hatırlıyor musun? Tablolarına önce imza atıp sonra yapıyordu resimlerini. Yani demek istiyordu ki 'Şu andan itibaren Da Vinci imzalı bir tablo yapıyorsun ey ressam, akıllı ol! Yaptığın şeyi mükemmele yasla çünkü sen mükemmelsin.'

Kashna Felsefesi s.175 (Erdal Demirkıran)

Final Anı

Yaşadığın her anı bir final kabul etmen lazım. Çoban ya da devlet başkanı olman bir şeyi değiştirmez. İşinin adı ne olursa olsun; öleceğin zamanı bilmediğine göre yaptığın her işin her anını bir final saymalısın. Öldüğünde birisi sana 'En son ne yapıyordun?' dese 'Uyuyordum!' demek seni utandırmaz mıydı? O hâlde yaptığın her şeyi son kez yapıyormuşsun gibi düşün ve öyle de yaşa! Sondur o yaptığın şey her neyse; her seferinde sondur, en son.

Kashna Felsefesi s.167 (Erdal Demirkıran)

18 Aralık 2012

Acayip Önemli Ezberlenecek

İlahi güç ne demişti bize, hatırlayalım: 'Sen iyi bir insansın; sana bir şans daha verip babanı geri gönderiyoruz ama ne zaman geri alacağımız hiç belli olmaz. Bu son, ona göre değer ver babana...'

Peki, düşünelim: Şu anda sevdiklerimizin ne zaman geri alınacağı belli mi? Hayır! E, bu son şansımız mı? Evet! Onları kaybettikten sonra değerlerini bilmek ne anlam ifade eder? Hiç!

Kashna Felsefesi s.163 (Erdal Demirkıran)

Tek Şans

5 milyar yıllık dünyanın, 100 yıllık zaman diliminde, 7 milyar insanla birlikte bir seferliğine bir şans da bana vermişler. Nasıl olur da bu tekrarı mümkün olmayan zamanda başkalarını tekrar ederim? Bu, bana göre değil seni de bilemem!

Kashna Felsefesi s.161 (Erdal Demirkıran)

17 Aralık 2012

Gözden Kaçırılan Bir Dost

Garip şu insanoğlu, çok garip! Herkese verdiği sözü tuttuğu için övünür hatta 'Ben acayip merdim, fena dürüstüm...' falan der de 'ben'ine verdiği ya da asıl tutması gereken sözleri tutmaz. Kendine verdiği sözleri hiçe sayarak yaşar. Hiçe sayar çünkü o sözleri tutmadığında kimseye hesap vermeyecek ve mahcup olmayacaktır ki asıl yanılgı da budur işte.

Herkesten önce kendini önemseyeceksin! Sen kendini sevmezsen, sen kendini önemsemezsen, sen kendine saygı duymazsan, sen kendine verdiğin sözü tutmazsan diğer insanlar senin için bunu niye yapsın ki?

Kashna Felsefesi s.148 (Erdal Demirkıran)

Yetenek Diye Bir Şey Yoktur

İnsanlar tembelliğinden uydurmuş bu yetenek kılıfını. Nihayet herhangi bir konuda az başarılı olan bir insan, başarı için ihtiyaç duyduğu yeteneğin kendisinde bulunmadığını ifade ederek haklı olmayı başarır. Bunu yaparken de başarılı olanlara haksızlık ettiğini bilmez. İyi bilardo oyna-yan birine 'Yeteneklisin.' demek, o insanın tüm çalışmalarını yok saymaktır. Ne yazık ki bunu söyleyen de bilmez, söylenen de hatta 'Yeteneklisin.' dediğimizde karşı taraf çoğunlukla mutlu bile olur.

Kashna Felsefesi s.141-142 (Erdal Demirkıran)

Gerçek Şu ki

Bütün insanlar 'dâhi' doğar ancak bazıları bunu fark eder ve biz yüz yıllarca tek farkı 'fark etmek' olan insanları alkışlar dururuz.

Kashna Felsefesi s.140 (Erdal Demirkıran)

Siz Biz Cız Bız

'Sen' ve 'ben' gibi iki muhteşem kelime varken bu 'siz' ve 'biz' kavramları da nereden çıkmış acaba? Çoğul kastıyla kullanıldığında son derece doğru olmasına rağmen birine ya da birilerine hitap edildiğinde 'siz' denilmesi ne kadar da komik ve anlaşılmazdır aslında. Şu anda bu kitabı kim okuyor? Elbette ki sen... Peki, sen kaç kişisin? E, tabii ki bir. Bu durumda, bu kitapta 'Değerli Okuyucularım!' diye bir cümle geçse mi seni daha çok kuşatır ya da kapsar, yoksa 'Değerli Okuyucum!' diye bir ifade geçse mi daha fazla hitap etmiş olur sana?.. Televizyonlarda 'Sayın Seyirciler!' diyen bir sunucuyu mu daha sıcak bulursun 'Sevgili Seyircim!' diyeni mi?

Kashna Felsefesi s.133 (Erdal Demirkıran)

16 Aralık 2012

Ne Yazık ki!

En yakın olduğun kişiye hem de tam burun burunayken sırtını döndüğün vakit, o aynı kişi en uzağındaki insana dönüşür birden. Ve az önce 4 cm olan aranızdaki mesafe bir anda dünyanın öbür ucuna uzar. Matematik yalan söyler böyle zamanlarda zira 4 cm değil 40.000 küsur km'dir artık aranızdaki o mesafe.

Kashna Felsefesi s.120 (Erdal Demirkıran)

Kashna Felsefesi

Ne olursan ol, nasıl yaşarsan yaşa, dönüp dolaşıp hep aynı yere geleceksin, şimdi. O hâlde geçmişin keşkeleri ya da geleceğin acabalarıyla hiç zaman kaybetme. Dün için pişman olma, yarın için kaygılanma; bugünü yaşa, sadece bugünü. Bugünü sanki en son gününmüş gibi yaşa! Unutma; yarın, bugüne 'dün' diyeceksin; tıpkı dün, bugün için 'yarın' dediğin gibi.

Kashna Felsefesi s.116 (Erdal Demirkıran)

14 Aralık 2012

İmkânsızlar Gofret Fiyatına

Biliyor musun sen bir dâhi olarak gelmiştin dünyaya? Tüm dâhiler gibi sana göre de imkânsız hiçbir şey yoktu ta ki o güne kadar... Babanla parkta kumdan kale yapıyordu¬nuz. O esnada bir uçak geçiyordu parkın üzerinden. Sen uçağı göstererek 'Baba onu bana al!' demiştin, 5 yaşındaydın; baban gülmüştü ve 'Gel yavrum sana gof¬ret alayım!' demişti. Sen 'Hayır, ben uçak istiyorum!' diye diretmiştin. Çok direttiğin için baban sana oyuncak bir uçak almıştı, pilli. Hâlbuki sen o gün oyuncağı kastetmemiştin; sana göre o uçan şey, birilerinin babasına aitti ve onu senin baban da alabilirdi. Senin için imkânsız olan hiçbir şey yoktu ama baban için bu imkânsızdı çünkü yıllar önce o da babasıyla parka gittiğinde ona da dondurma ısmarlanmıştı uçak yerine. İşte böyle, tam 5 yaşındaydın sana imkânsızı sattıklarında.

Kashna Felsefesi s.99 (Erdal Demirkıran)