Yaşam inişli-yokuşlu bir serüvendir. İnsanoğlu düşe-kalka sürdürür bu yolculuğu. Zaman olur, açılır önü, artar dizlerinin dermanı. Koştukça açılır, açıldıkça güç toplar, sürdürür koşuyu. Duyumsuzluktan alır enerjisini. Bilmez insan elindekiyle yetinmesini. Zaman içinde ataklar artar, riskler çoğalır. Gün gelir yokuşlar, bayırlar artar. Bu engelleri aşmak kolay olmaz. Umutlar zayıflar, beklentiler körelir. Koşucu yeni etapları aşmakta zorlanır, işin tabiatında "Payas'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmakta var." Atasözünün içeriğine uygun bunalımda bulur kişi kendini. Koşucu yorgun ve de bitkindir artık. Yeni çıkışlar arar, kendince kendine. Ya da savaşım gücünü yitirir; küser yaşama. Ancak umutları diri tutmak da var."Ya sabır dercesine. Ya da Allah'tan umut kesilmez." İnancında teselli ve güven arar kendine. Böylece zamanın otamasına bırakır, kişi kendini; iyimser bir beklentiye tutunmak umudu, onu yitirmekten çok daha iyidir. İnsanın yaşıyor olması bile umut kapısını açık tutması için yeterli bir neden olmalı elbette. Olumlu bakış, umudu diri tutmak yaşamın önünü açan önemli bir değerdir, bence.
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Kasım 2016
07 Mart 2016
Bahar ve Çiçek Algısı (Mustafa Okumuş)
Derinlemesine bir çiçek kültürümün olduğunu söyleyemem. Bu benim çiçekleri sevmediğim ya da sevemeyeceğim anlamına gelmez. Kaldı ki çiçekler renkleri, biçimleri ve kokulanyla beni kendine çeker, hoşlanma duygulanım besler, tomurcuklandınrlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)