Yaşam inişli-yokuşlu bir serüvendir. İnsanoğlu düşe-kalka sürdürür bu yolculuğu. Zaman olur, açılır önü, artar dizlerinin dermanı. Koştukça açılır, açıldıkça güç toplar, sürdürür koşuyu. Duyumsuzluktan alır enerjisini. Bilmez insan elindekiyle yetinmesini. Zaman içinde ataklar artar, riskler çoğalır. Gün gelir yokuşlar, bayırlar artar. Bu engelleri aşmak kolay olmaz. Umutlar zayıflar, beklentiler körelir. Koşucu yeni etapları aşmakta zorlanır, işin tabiatında "Payas'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmakta var." Atasözünün içeriğine uygun bunalımda bulur kişi kendini. Koşucu yorgun ve de bitkindir artık. Yeni çıkışlar arar, kendince kendine. Ya da savaşım gücünü yitirir; küser yaşama. Ancak umutları diri tutmak da var."Ya sabır dercesine. Ya da Allah'tan umut kesilmez." İnancında teselli ve güven arar kendine. Böylece zamanın otamasına bırakır, kişi kendini; iyimser bir beklentiye tutunmak umudu, onu yitirmekten çok daha iyidir. İnsanın yaşıyor olması bile umut kapısını açık tutması için yeterli bir neden olmalı elbette. Olumlu bakış, umudu diri tutmak yaşamın önünü açan önemli bir değerdir, bence.
Mustafa Okumuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Okumuş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Kasım 2016
15 Temmuz 2016
Sonbahar, İnsan ve Yaşam
"Sonbahar, hayatı sona bağlayan bir köprü mü?" Diye düşündüğüm olur kimi zaman. Dalından kopmuş san yaprakların deli rüzgâr önünde uçuşu, savruluşudur, belki de beni bu algıya taşıyan... Ne de olsa o yapraklarla aramızda bir can benzerliği var. Sahi o yapraklardan farkımız ne? Ki, yurdumuzdan, yuvamızdan koptuğumuz zaman...
Edebiyatımız sonbahar yerine, "HAZAN" sözcüğünü kullanır. Divan şiirimizde hazan sıkça geçer. Efkârlanan kimi şairler, doğasal olaylarla kendi ömürleri arasında bir benzerlik kurarlar. Bu yüzden ki insan ömrünün sondan önü, hazan mevsimine benzetile gelmiştir. Hazan, hastalıklı san beniz, aynlık, hüzün ve de ölüm gibi mazmunlan çağrıştırır. Bu yüzden ki her ömrün bir hazan vakti var; ölüm önü, bizi kendimizle yüzleştiren, empati kurduran...
Edebiyatımız sonbahar yerine, "HAZAN" sözcüğünü kullanır. Divan şiirimizde hazan sıkça geçer. Efkârlanan kimi şairler, doğasal olaylarla kendi ömürleri arasında bir benzerlik kurarlar. Bu yüzden ki insan ömrünün sondan önü, hazan mevsimine benzetile gelmiştir. Hazan, hastalıklı san beniz, aynlık, hüzün ve de ölüm gibi mazmunlan çağrıştırır. Bu yüzden ki her ömrün bir hazan vakti var; ölüm önü, bizi kendimizle yüzleştiren, empati kurduran...
11 Mayıs 2016
Yaz Mevsimi Doğa Ananın Bereketin Haşata Dönüştüğü Zaman Dilimidir
(Sahi, Doğanın Ayrıntılarından Ders Alabiliyor muyuz?)
Yaz, hayatımızda sıcakların azdığı, bir o kadar da bereket sağma mevsimidir. Bu mevsimdeki bereket ve hasat eylüle kadar sarkar. Ayrıca bu mevsim kent hayatının sıkıcı, bunaltıcı havasından kurtulmak için insanların, doğayla bütünleştiği bir zaman dilimidir. Doğa ormanı, suyu, havası, çiçeği, kuşu, börtü böceği ile sağlık, huzur ve hayattır. Bu mevsimler olmasa, hayatın biteviye değişimsizliğiyle oluşan dayanılmaz monotonluk çekilir miydi? Bilemem... Mevsimler, kendi içinde olduğu kadar canlıların da yenilenme, değişim ve gelişiminin itici gücü diye düşünürüm, hep. Çünkü mevsimler, yeni beklentilere, umutlara taşır ve de hayata bağlar bizi. Değil mi?
Ne zaman doğayla kucaklaşsam, dinginliği yakalarım. Doğanın ayrıntılarındaki albeniye kaptırırım kendimi. Yakından uzağa ilgi alanlarımda uzun bir yolculuğa çıkarım. Beynimde oluşan birçok sorular yanıt için sıraya girer sanki...
Yaz, hayatımızda sıcakların azdığı, bir o kadar da bereket sağma mevsimidir. Bu mevsimdeki bereket ve hasat eylüle kadar sarkar. Ayrıca bu mevsim kent hayatının sıkıcı, bunaltıcı havasından kurtulmak için insanların, doğayla bütünleştiği bir zaman dilimidir. Doğa ormanı, suyu, havası, çiçeği, kuşu, börtü böceği ile sağlık, huzur ve hayattır. Bu mevsimler olmasa, hayatın biteviye değişimsizliğiyle oluşan dayanılmaz monotonluk çekilir miydi? Bilemem... Mevsimler, kendi içinde olduğu kadar canlıların da yenilenme, değişim ve gelişiminin itici gücü diye düşünürüm, hep. Çünkü mevsimler, yeni beklentilere, umutlara taşır ve de hayata bağlar bizi. Değil mi?
Ne zaman doğayla kucaklaşsam, dinginliği yakalarım. Doğanın ayrıntılarındaki albeniye kaptırırım kendimi. Yakından uzağa ilgi alanlarımda uzun bir yolculuğa çıkarım. Beynimde oluşan birçok sorular yanıt için sıraya girer sanki...
07 Mart 2016
Bahar ve Çiçek Algısı (Mustafa Okumuş)
Derinlemesine bir çiçek kültürümün olduğunu söyleyemem. Bu benim çiçekleri sevmediğim ya da sevemeyeceğim anlamına gelmez. Kaldı ki çiçekler renkleri, biçimleri ve kokulanyla beni kendine çeker, hoşlanma duygulanım besler, tomurcuklandınrlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)