Yaz sonu olmasına rağmen henüz çardakları yıkmamıştık. Çünkü daha sergilerdeki incirler aktarılmamış, kuruyanları bandınlmamıştı. Susam kümeleri elden geçirilmemiş, susam bağları dövülmemişti. Bu akşam ayazı da nerden çıktı bilmem ki...
Yaklaşan gecenin telaşını yaşayan büyüklerime kulak verdim. Onlar Balat yakasından gökyüzüne doğru yükselen şimdilik pamuk renkli bulutlara bakıyor, yaklaşan tehlikeyi nasıl atlatacaklarını birbirlerine soruyor, akıl danışıyorlardı. Kesiklerin tamamı yaz otlarıyla kapanmıştı. Kanalların sağında solunda tek bir ağaç bile yoktu. O ağaçların hemen hepsi yetişecek ekine gölge olmasınlar diye tek tek kesilmişlerdi.