Anadilim, sevdam benim
Ekip biçtiğim bu
Gündüz güneş, gece ay şahidim
Yâr elinden içtiğim su
Anadilim, sevdam benim
Anadilim, sevdam benim
Mor karanfillere düşer gölgem
Sevdiğimin başında al yemenisi
Uğruna yandığım ecem
Anadilim, sevdam benim
Anadilim, sevdam benim
Senli dünyamın anahtarı
Papatya tacında işlenmiş rüyam
Kaderimin dinmez rüzgârı
Anadilim, sevdam benim
Anadilim, sevdam benim
Şehzade'nin atına binip giden
Bazen Aslı'm, bazen Leyla'mdı benim
Balkonda gülümseyen gözlerini bırakan
Anadilim, sevdam benim
Anadilim, sevdam benim
Bin bir renkli mazimizde işlediğim
Düşecek ilk cemredeki umudum
Meleğim, canım bellediğim
Okunmasına doyamadığım mektubum
Anadilim, sevdam benim!
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Mevsimler Dergisinden Alınmıştır.
www.mevsimler.org
Oyhan Hasan BILDIRKİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oyhan Hasan BILDIRKİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
03 Ocak 2017
25 Kasım 2016
Son Düş Hikâye
İkinci katın terasında demleniyorlardı.
Öğle vakti, hava tutuşmuş, yanıyor. Sanki bu yangın yetmiyormuş gibi terasa önceden düşmüş gölge gide gide kısalıyordu. Biraz sonra terasın zevki kaçacak.
Aşağıda masmavi deniz... Ufukta nokta nokta gemiler. İlkin şakaklarına düşen akları, saçlarının öteki taraflarında da kınalanmaya başlayan, uzun boylu, iri yapılı, esmer tenli, yüzündeki derin çizgileri ilk bakışta sezilen Nazım, sessizdi. Oysa arkadaşını dertleşmek için kendisi çağırmıştı. Şimdi sessizdi. Belki de içini dökebilmiş olmanın rahatlığını yaşıyordu. Çılgın fırtınalar dinmiş, yerini mavi ufuklara bırakmıştı. Onun başını ağrıtan, yıllardır kanayan yüreğini sızlatan dertleri, arkadaşına geçmişti. Bu yüzden olmalı Suat, ara sıra ellerini birbirine kenetliyor, "ah"lar, "oflar" çekiyordu.
Suat, Nazım'ı dinledikçe, arkadaşının hayatının da yer yer kendisininkine benzediğini keşfetti. Nazım anlattıkça geçmiş günlerinin ağırlığını yeniden yaşar gibi oldu. Sevinse de daha çok hüzünlendi. Gözkapaklarına nice karanlıkta kalmış resimler çöktü. [Hayatının kışları ve yazlarını, ilkbahar ile sonbaharlarını atlayıp sıralı sırasız tekrar yaşadı. Döndü, Nazım'a baktı. Nazım'ın gözlerinde gülümseme izleri parıldıyor. Suat alışkanlıktan olmalı, elini arka cebine götürdü. Aradığını bulamadı.
Öğle vakti, hava tutuşmuş, yanıyor. Sanki bu yangın yetmiyormuş gibi terasa önceden düşmüş gölge gide gide kısalıyordu. Biraz sonra terasın zevki kaçacak.
Aşağıda masmavi deniz... Ufukta nokta nokta gemiler. İlkin şakaklarına düşen akları, saçlarının öteki taraflarında da kınalanmaya başlayan, uzun boylu, iri yapılı, esmer tenli, yüzündeki derin çizgileri ilk bakışta sezilen Nazım, sessizdi. Oysa arkadaşını dertleşmek için kendisi çağırmıştı. Şimdi sessizdi. Belki de içini dökebilmiş olmanın rahatlığını yaşıyordu. Çılgın fırtınalar dinmiş, yerini mavi ufuklara bırakmıştı. Onun başını ağrıtan, yıllardır kanayan yüreğini sızlatan dertleri, arkadaşına geçmişti. Bu yüzden olmalı Suat, ara sıra ellerini birbirine kenetliyor, "ah"lar, "oflar" çekiyordu.
Suat, Nazım'ı dinledikçe, arkadaşının hayatının da yer yer kendisininkine benzediğini keşfetti. Nazım anlattıkça geçmiş günlerinin ağırlığını yeniden yaşar gibi oldu. Sevinse de daha çok hüzünlendi. Gözkapaklarına nice karanlıkta kalmış resimler çöktü. [Hayatının kışları ve yazlarını, ilkbahar ile sonbaharlarını atlayıp sıralı sırasız tekrar yaşadı. Döndü, Nazım'a baktı. Nazım'ın gözlerinde gülümseme izleri parıldıyor. Suat alışkanlıktan olmalı, elini arka cebine götürdü. Aradığını bulamadı.
11 Kasım 2016
Gökyüzünü Kim Boyadı Maviye
Şiire tutkun bir gülün sahibiyim,
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Dudağımda yeni sevda türküleri;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Dışarıda yemyeşil bir ilkbahar günü,
Dalda cıvıl cıvıl kuşların düğünü.
Böyle bir günde kim ister öldüğünü?
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Güneş parladıkça, gümüş ay da doğar
Şarkılarda hep öne geçer yıldızlar.
Bize de geçit olur bir gün mor dağlar;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Yüreğimdeki resmin gülüyor şimdi,
Papatyalar bir başka kokuyor şimdi,
Ellerin saçlarımı okşuyor şimdi;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Gökyüzünü kim boyadı masmaviye?
Bakındım durdum beni de alsın diye.
O güzellik, o çalım ne, kime, niye?
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Mutluluk bana yine senden geliyor,
Gökyüzünde bulutlar da yanşıyor,
Biliyorum hepsi de sana koşuyor;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Yıllar önce inadına sevdim seni,
Zaman geçse de unutamadım seni.
Bilsen canım ne kadar özledim seni?
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Bir umut yağmurudur başladı şimdi,
Bırak ıslatsın gözlerini, tenini.
Isıtayım uzat bana ellerini:
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Güneş parladıkça, gümüş ay da doğar
Bize de geçit olur bir gün mor dağlar.
Gökyüzüne bak bulutlar yanşıyor;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Gözlerim şimdi yepyeni rüyalarda,
Boynum eğik değil, başım yukarıda.
Yüreğimdeki resmin ayaklanıyor;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Mevsimler Dergisi'nden Alınmıştır.
www.mevsimler.org
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Dudağımda yeni sevda türküleri;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Dışarıda yemyeşil bir ilkbahar günü,
Dalda cıvıl cıvıl kuşların düğünü.
Böyle bir günde kim ister öldüğünü?
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Güneş parladıkça, gümüş ay da doğar
Şarkılarda hep öne geçer yıldızlar.
Bize de geçit olur bir gün mor dağlar;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Yüreğimdeki resmin gülüyor şimdi,
Papatyalar bir başka kokuyor şimdi,
Ellerin saçlarımı okşuyor şimdi;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Gökyüzünü kim boyadı masmaviye?
Bakındım durdum beni de alsın diye.
O güzellik, o çalım ne, kime, niye?
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Mutluluk bana yine senden geliyor,
Gökyüzünde bulutlar da yanşıyor,
Biliyorum hepsi de sana koşuyor;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Yıllar önce inadına sevdim seni,
Zaman geçse de unutamadım seni.
Bilsen canım ne kadar özledim seni?
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Bir umut yağmurudur başladı şimdi,
Bırak ıslatsın gözlerini, tenini.
Isıtayım uzat bana ellerini:
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim.
Güneş parladıkça, gümüş ay da doğar
Bize de geçit olur bir gün mor dağlar.
Gökyüzüne bak bulutlar yanşıyor;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Gözlerim şimdi yepyeni rüyalarda,
Boynum eğik değil, başım yukarıda.
Yüreğimdeki resmin ayaklanıyor;
Günaydın sevdiğim, günaydın sevdiğim
Oyhan Hasan BILDIRKİ
Mevsimler Dergisi'nden Alınmıştır.
www.mevsimler.org
14 Temmuz 2016
Karlı Dağda Yaşlı Ladin Ağacı
Yüreğim bütün insanlarla beraber
Sımsıcak duygularım sizden yana
Kar kuşlarına umut bağladım
O küçük, şirin, haberci kuşlarla
Gönlümü avutan yazlarla,kışlarla
Nice yıllar yaşadım.
Dorukların başındayım
Sormayın kaç yaşındayım
Yağmur yağar sel olur
Nice yarlar yıkılır
Dallanma kar basar, çığ düşer
Yeniden başlar tarifsiz ayrılıklar
Gönlümde bin türlü tasa
Doyumsuz hasretlerle yaşarım.
Sımsıcak duygularım sizden yana
Kar kuşlarına umut bağladım
O küçük, şirin, haberci kuşlarla
Gönlümü avutan yazlarla,kışlarla
Nice yıllar yaşadım.
Dorukların başındayım
Sormayın kaç yaşındayım
Yağmur yağar sel olur
Nice yarlar yıkılır
Dallanma kar basar, çığ düşer
Yeniden başlar tarifsiz ayrılıklar
Gönlümde bin türlü tasa
Doyumsuz hasretlerle yaşarım.
11 Mayıs 2016
Yaz Ortasında Islanmak
Bin bir renge boyanmış
Hüznümün gri kuşları ufukta
Ay göründü dağları aşamıyor
Bir dalda iki kiraz gibi,
Salkım saçak yaşamak varken...
Nerden çıktı bu kara bulutlar?
Yaz ortasında ıslanıyoruz.
Kor ateş ayrılıklardan usandım.
Sevdamı değil, karasevdamı
Darağacında görmek istiyorum.
Hüznümün gri kuşları ufukta
Ay göründü dağları aşamıyor
Bir dalda iki kiraz gibi,
Salkım saçak yaşamak varken...
Nerden çıktı bu kara bulutlar?
Yaz ortasında ıslanıyoruz.
Kor ateş ayrılıklardan usandım.
Sevdamı değil, karasevdamı
Darağacında görmek istiyorum.
06 Mayıs 2016
EROZYON (Hihâye)
Yaz sonu olmasına rağmen henüz çardakları yıkmamıştık. Çünkü daha sergilerdeki incirler aktarılmamış, kuruyanları bandınlmamıştı. Susam kümeleri elden geçirilmemiş, susam bağları dövülmemişti. Bu akşam ayazı da nerden çıktı bilmem ki...
Yaklaşan gecenin telaşını yaşayan büyüklerime kulak verdim. Onlar Balat yakasından gökyüzüne doğru yükselen şimdilik pamuk renkli bulutlara bakıyor, yaklaşan tehlikeyi nasıl atlatacaklarını birbirlerine soruyor, akıl danışıyorlardı. Kesiklerin tamamı yaz otlarıyla kapanmıştı. Kanalların sağında solunda tek bir ağaç bile yoktu. O ağaçların hemen hepsi yetişecek ekine gölge olmasınlar diye tek tek kesilmişlerdi.
Yaklaşan gecenin telaşını yaşayan büyüklerime kulak verdim. Onlar Balat yakasından gökyüzüne doğru yükselen şimdilik pamuk renkli bulutlara bakıyor, yaklaşan tehlikeyi nasıl atlatacaklarını birbirlerine soruyor, akıl danışıyorlardı. Kesiklerin tamamı yaz otlarıyla kapanmıştı. Kanalların sağında solunda tek bir ağaç bile yoktu. O ağaçların hemen hepsi yetişecek ekine gölge olmasınlar diye tek tek kesilmişlerdi.
17 Mart 2016
Yaşamak, Sümbül Kokulu İlkbahar

Elin de mi?
Yaşamak, uzun ince bir yol, sendeleyince yanarsın
Umulmadık bir anda düşer, kayarsın.
Yaşamak, bir ahu gözlüye bağlanmak, sevdalanmak
Bahar kokulu saçları okşamak...
Yaşamak, türlü zıtlıklar, sevinçler, kahkahalar
Gökkuşağında yıldız yıldız parlamak
Ah, bir de yolumuzu kesmese adamı deli eden akşamlar!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)