Türk Aynştaynı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Aynştaynı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Aralık 2011
Türk Aynştaynı / Oktay Sinanoğlu Kitabı
1962 yılında, henüz 26 yaşındayken, ABD'nin Yale Üniversitesi'nde dünyanın en genç profesörü... İki kere Nobel'e aday gösterilmiş ilk Türk... Kimyaya matematiği sokmuş, moleküler biyolojinin kurucularından, fizik, astrofizik, nükleer fizik gibi bilimin çeşitli dallarında bir "harika çocuk"... TÜBİTAK, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi'nin kuruluşlarında yer almış, Türkiye'de bilimin gelişmesi için mücadele vermiş bir kişi... Ve ülkesinin sorunlarına kafa yormuş, bu uğurda tüm gücüyle savaşmış bir aydın.
08 Temmuz 2011
Büyük başarılar için tek başına çalış!
- Ben şimdiye kadar büyük gruplarla sanki bir şirketmiş gibi çalışıyordum. Bir taraftan kendim bilim yapıyorum, bir taraftan onları yönetmek, araştırma paralarını değerlendirmek; bayağı şirket gibi yönetim. Ama 1970'den, o Paris'te matematik enstitüsünde kaldığımdan beri, kimya için sessiz sedasız yeni bir teori kurmaktayım. Bu çok geniş bir kuram. Ben kendime "Böyle birçok ahalinin işleriyle uğraşmakla derin işler olmaz. Bizim iş kuramsal; matematiksel şeyler yaratıyorsun; roman yazmak gibi birşey. Roman dediğin tek başına yazılır; on kişi, tirmi kişiyle yazılmaz. Oturup tek başıma çalışmalıyım derinlere inmek için, dedim kendi kendime."- Tarihe baktığımızda önemli buluşlarda bulunmuş büyük bilim adamlarının genelde tek başlarına olduklarını görüyoruz zaten...
- Kuramsal bilimlerde gerçekten bir şey yaratmış adamlara bakarsan, mesela Einstesin, izefiyet teoremini yaratırken yirmi kişiyle mi yaptı bunu, hayır. Kuvantum, nicem mekaniğinin matematiksel yapısının mimarı Dirac da aynı şekilde. Hayatında iki tane öğrencisi olmuş. Dirac, İngiltere Kembric (Cambridge)'te profesörken 1930'larda Nobel aldı, anti-protonun keşfine yol açtığı için. Yani kağıt üzerinde matematikle buldu, sonra da deneyip doğada gördüler.
Türk Aynştaynı ( Oktay Sinanoğlu ) s.289-290
07 Temmuz 2011
1001 Gece Masalları Türk Kültüründen mi?
- Buna göre 1001 gece masalları, Batı'da atfetmek istedikleri gibi Arap değil demek?- Türk o da. Ne Arap, ne Fars. Unutmayalım ki, İran, en az en az bin beş yüz yıl Türk ülkesiydi. İran'ın kültürü büyük çapta Türkistan kültürünün devamıdır. Aryan kültürü değildir; Hint-Avrupa ırkı "Aryan". Hakiki Fars çok farklıdır. Çok eski Pers kültürü vardır tarihte ama binlerce yıl önce. Sonra İran, hep Türkler'in memleketi olmuştur. Orta Asya'dan oraya, oradan Anadolu'ya, sora Balkanlara... Bugün İran'ın yüzde 70'i Türk. Horosan, Kaşgay, Azeriler. İran'ın bugünkü kültürüne, devleti ve de Batı teyit etmek istemese de önemli çapta Türk kültürüdür; 1918'e kadar Türk kültürü ve hanedanı hakimdi. Ama İngilizler 1918'de oraya Rıza Şah Pehlevi'yi koydular, ordan sonra o da Türkler'e zulüm yapmaya başladı. İngiliz marifeti. Bugün de aslında, birçok alanda hakim olan Türklermiş, bunu oradakiler anlatıyor... Dolayısıyla bizim çok sıkı kültürel, ticari, teknik ilişkilerimizin olması lazım ama, Batı hep aramızı açar, kasten.
Türk Aynştaynı ( Oktay Sinanoğlu ) s.283
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
